Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in mutabakata vardığı maddeler iki ülkenin dışişleri bakanı tarafından açıklandı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaklaşık yedi saat süren görüşmesinin ardından mutabık kaldığı en önemli dört madde şöyle:

‘RUSYA ARABULUCU’
“Her iki taraf Adana Anlaşması’nın önemini teyit eder. Rusya Federasyonu mevcut koşullarda Adana Anlaşması’nın uygulanmasını kolaylaştıracaktır.”

‘HUDUDA RUS DEVRİYELERİ GELİYOR’

“3 Ekim 2019, öğlen saat 12.00’den itibaren, Rus askeri polisi ve Suriye sınır muhafızları, Barış Pınarı Harekat alanının dışında kalan Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafına, YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km’nin dışına çıkarılmasını temin etmek üzere girecektir. Bu işlem 150 saat içinde tamamlanacaktır. Aynı saat itibarıyla, mevcut Barış Pınarı Harekat alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacaktır.”

‘SIĞINMACILARIN GERİ DÖNÜŞÜNDE RUSYA DEVREDE’
“Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönüşlerini kolaylaştırmak maksadıyla ortak çalışma yapılacaktır.”

‘MÜŞTEREK HAREKAT MERKEZİ KURULUYOR’
“Bu muhtıranın uygulanmasını gözetmek ve koordine etmek amacıyla müşterek bir denetim ve doğrulama mekanizması ihdas edilecektir.”

USTA’NIN GÖREMEDİĞİ SİYASİ TUZAK

Usta’nın Suriye politikasının sonuçlarına bakıldığında görülen manzara şu: PKK terör örgütünün coğrafyası Irak kuzeyiyle sınırlıydı ama artık sınırları aştı. Fırat’ın doğusuna yerleşti. Özerk yönetimlerle toprağın ve insanın yönetimini ele geçirdi. Halbuki 2002’de, PKK’lı teröristlerin sayısı iki üç bin idi, şimdi ise sayıları yüzbinlerin ötesinde.

Yani? Kaybeden yine Türkiye.

Belki ABD- İsrail- İngiltere bu küresel üçlü tek başına bu süreci böyle devam ettirilebilirdi ama anlaşılan o ki bir sıkıntı yaşanmış olmalı. İlk iki dünya harbi sonunda Ortadoğu’ya açılamayan Rusya, bu gidişattan çok rahatsız olmalı. Çünkü ABD, Ortadoğu’ya inmiş, Irak ve Suriye’yi işgal etmişti ama Rusya ta Mahabad’dan gelen ayakları olsa da hala bu oyunda yer alamamıştı. Dünyanın merkezi Ortadoğu’da böylece ortaya çıkan bu güç dengesizliği mutlaka bir yerden patlak verecekti. Çünkü emperyalizm böyle işliyordu; denge.

KÜRESEL İTTİFAKI RUS UÇAĞIYLA ÖRTÜLEDİLER

İşte tam da böylesi bir çıkar çatışmasının belirdiği ortamda düşürülen Rus uçağı işin seyrini değiştirdi. Uçağı düşüren Türkiye idi. Türkiye’de ‘emri ben verdim yok sen vermedin ben verdim’ tartışmaları yaşandı. Siyasi iktidar bu uçak düşürme olayına sahiplenmek için adeta kendi içinde birbiriyle yarıştı.

Uçak düşürüldü, bakınız neler oldu;

‘Rusya Suriye’ye silahlı güçleriyle geldi. Sıcak denizlere açıldı ki Çar Deli Petro bile bunu başaramamıştı. Akdeniz’de hava kara ve deniz üslerine sahip oldu, Stalin bile bunu becerememişti. Rusya şimdi Türkiye’ye güneyden komşu oldu ve gitti küresel siyasi projenin Akdeniz’de köprü başını tuttu.Hani şu ‘Kürt koridoru’ diyorlar ya işte o koridorun şimdi bir ucu Amerika’da, bir ucu Rusya’da yani Türkiye kıskaçta! Yani bu uçak düşürülme vakası üzerinden Rusya’ya her iki dünya harbinde açılmayan Ortadoğu kapısı sonuna kadar açıldı.

TERÖR KORİDORUNUN BİR UCU RUSYA’DA BİRUCU ABD’NİN ELİNDE

Her şey gözlerimizin önünde oldu ama Rus uçağının düşürülmesiyle olaylar örtülendi. Uçağı düşüren de dediklerine göre Fetö’ydü yani Cumhuriyeti ve Türk Ordusunu hedef almış bu projenin Türkiye ayağı. Ortadoğu’da ABD ile Rusya arasında dengeyi böylece kurdular. Antik Fenike’ye giden koridoru açtılar. Akdeniz ucunu Rusya tuttu, Büyük Ermenistan’a giden ucu da Amerika tuttu. Ve Türkiye şimdi arada kaldı.

TÜRKİYE RUS UÇAĞINI NİYE DÜŞÜRDÜ Kİ…

Oysaki Rus uçağının düşürülmesinin Türkiye’ye yaramadığı açık ve net. Çünkü Rus ambargosuyla yaşanılan ekonomik sıkıntı bir yana Türkiye Suriye’deki hareket serbestisini kaybetti. Hatırlıyorum da Putin ‘hadi bakalım bir Türk savaş uçağı Suriye hava sahasına girsin de görelim’ diyerek Türkiye’yi tehdit dahi etmişti. Türkiye hareket serbestisini böyle kaybederken, bu PKK terör örgütü ve türevleri Fırat’ın doğusunda kök saldı. Olanları ve devamını biliyorsunuz zaten…

Şimdi aynı Usta aynı ABD ile bu teröristlerin bulunduğu coğrafyada güvenli bölge kurabilmek için müzakereler yapıyor tıpkı Özal’ın 91’de Barzani için yaptığı gibi.

KÜRESEL İTTİFAK DÜŞÜRÜLEN RUS UÇAĞIYLA ÖRTÜLENDİ

Olayları düşürülen Rus uçağı üzerinden açtığınızda karşınıza şu sonuçlar çıkıyor; Türkiye bu kez İran ve Suriye yaptırımları yüzünden milyarca dolar ekonomik kayba uğradı. Rusya Akdeniz’e indi. Köprü başı tuttu. Öte yanda… ‘Federe’ Kürdistan Bölgesel Yönetimi şimdi bağımsızlığa giden referandumu yaptı. Şimdi bu devletin bir tek ilanı eksik kaldı. Türkiye’de ‘siyasi güce’ dönüştürülen PKK terör örgütü ise Fırat’ın doğusunda hem silahlı hem de siyasi güç olduruldu. Ve bugün Türkiye hala bu sorunlarla uğraşıyor.

ABD-RUSYA ANLAŞTI, TÜRKİYE KISKAÇTA

Tüm bu yaşananlar bize artık ABD ile Rusya’nın Ortadoğu’da anlaştığını ve Türkiye’nin kıskaca alındığını gösteriyor. Bunu bir şekilde ilk büyük harpteki Anadolu’nun işgaline giden sürece de benzetmek mümkün. Daha harbin ilk yıllarında bir kolda İngiliz Fransız İtalyan Yunan, öbür kolda Ruslar nasıl ki Osmanlı’yı kıskaca almış ise şimdi aynı kıskaç ABD ve Rusya eliyle yürütülmeye çalışılıyor.

Düşünsenize 1917 Bolşevik ihtilali olmasaydı şu anda bu topraklarda kimin bayrağı dalgalanıyor olacaktı? Bir düşünün….

BARZAN AYAĞI TAMAM, DOĞU ANADOLU’YA SIRA GELİYOR

İşin aslı, baştan beri izlediğimiz ve Türkiye’ye karşı konumlanmış küresel projenin gidişatına bakıldığında ‘bundan sonra neler olacak’ sorusu kendine cevap bulabiliyor. Bu projenin Irak ayağı olan Barzani tamam. Türkiye siyasi ayağı da tamam ki bu zaten baştan beri peşinde olduğumuz siyasi ayak. İş anayasa değişikliğiyle eyalet ya da benzeri özerk yönetimlerin kurulmasına ve Türk ulus devlet kimliğinin anayasadan çıkarılmasına kalmış yani süreç işliyor.

Suriye ayağına gelince…

Sorun burada başlıyor. Fenike’ye giden yolda kurulması gereken bir ayak daha var. O da bugün tartışılan Fırat’ın doğusundaki yeni yapılanma. Ama iş burada kilitlenmiş. Müzakereler hala sürüyor, net bir resim ortaya çıkmış değil. Her ne kadar bu bölgede PKK ve türevleri eliyle özerk yönetimler kurulmuş olsa da küresel bir teminat ortaya çıkmış değil. Üstelik zamanla güç kazanacak olan Esad rejimi buraya müdahale etmeyecek diye de bir garanti yok.

DÜĞÜM NOKTASI: FIRAT’IN DOĞUSU

İşte bu noktada proje düğümleniyor; Fırat’ın doğusunda yüz bini aşkın terörist unsurlar nasıl yasal bir statüye kavuşturulabilecek?
Bu yönetimler nasıl küresel teminat altına alınabilecek?

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tv
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ