Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında milli ilaç çalışması yaptığı sırada FETÖ'nün kumpasına uğrayan Profesör Tayfun Uzbay'ı köşesine taşıdı. Özdil yazısında, "Devlete kendi eliyle virüs bulaştıran şuursuz zihniyet… Millete bulaşmış virüsle, şuurlu mücadele yürütebilir mi?" dedi.

MİLLİ İLACI BULDU CASUS DİYE TUTUKLANDI
Özdil, "Ve şimdi, hemen her akşam bir televizyon kanalında, Profesör Tayfun Uzbay'ı seyrediyorum… Türkiye'nin en önemli farmakoloji otoritelerinden biri olduğu için, her akşam bir başka kanal, konuk olarak davet ediyor, korona virüs ilaçları, korona virüs tedavisiyle alakalı görüşlerini soruyor. Kendi canının derdine düşen sayın ahalimiz… Canını kurtarsın diye, Profesör Tayfun Uzbay'ın ağzının içine bakıyor. İnsan, vatan, millet, bayrak sevgisiyle görev yapmalarına rağmen “vatan haini” iftirasına uğrayan tüm kahramanlarımız adına, itibarlarının bir kez daha iade edilmesi adına… Yürekten mutluyum." ifadelerini kullandı. Yılmaz Özdil’in yazısı şöyle;

‘MİLLİ SUBAYLARA KUMPAS’
“Yedi yıl önceydi. Kumpas sürecinin en vahşi günleriydi. Kendi ülkesinde, kendi devleti, kendi hükümeti tarafından esir alınan yurtsever subaylarımızın sesi olmaya gayret ediyordum. Sayın iktidarımız ve sayın medyamız tarafından “vatan haini” ilan edilmişlerdi, sayın ahalimiz sanki hapse tıkılan düşman ordusuymuş gibi pek keyifliydi, gümbür gümbür ihaneti idrak edemiyorlardı. Maltepe'deki arkadaşlarım başta olmak üzere, Silivri, Hasdal, Hadımköy, Mamak, Sincan, Şirinyer, memleketin Atatürkçü kahramanları, askeri cezaevlerinde ölüme terkedilmişti. Yanlarında çekirdek ailelerinden başka kimse kalmamıştı, çoğunun akrabaları bile defterden silmişti, dost bildikleri ortadan kaybolmuştu.”

‘BİLİM ADAMINI CASUS DİYE HAPSE ATTILAR’
“Türkiye insani sınav veriyor, ve maalesef, sınıfta kalıyordu. Yine böyle berbat bir gündü. İzmir'e gittim. Şirinyer askeri cezaevine… Madalyalı astsubay vardı. F16 pilotu vardı. Denizaltı komutanı vardı. Milli gemi projesinin komuta kademesi komple oradaydı. Ve… Profesör albay vardı. Profesör Tayfun Uzbay. İstanbul Üniversitesi eczacılık fakültesinden eczacı teğmen olarak mezun olmuş, doktora eğitimini Hacettepe Üniversitesi'nde tamamlamış, GATA'da profesör olmuştu. “

‘DÜNYADA ÇIĞIR AÇAN İLACI KEŞFETMİŞTİ, ÖDÜLLÜ BİLİM ADAMI’
“GATA Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı'ydı. Tübitak Tıp Kurulu, Sağlık Bakanlığı Bilim Komisyonu, Eczacılık Akademisi Bilim Kurulu üyesiydi. Roche Araştırma Ödülü vardı, Eczacılık Akademisi Ödülü vardı, Popüler Bilim Ödülü vardı. Yedi kitabı vardı. ABD'de Teksas Üniversitesi'nde, İtalya'da Cagliari Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapmıştı. Şizofreni tedavisinde dünyada çığır açmış, geliştirdiği ilaca patent almıştı. İlacının servetle ölçülen formülü “milli” kalsın diye, “milli ilaç” olsun diye, yabancı şirketlerin astronomik tekliflerini reddetmişti. Parayı Türkiye Cumhuriyeti kazansın diye, Tübitak'la sözleşme imzalamıştı.”

‘MİLLİ İLAÇ BULDU, HAPSE ATILDI, MİLLİ, PROJE DURDURULDU’
Patent kendisine aitti, silahlı kuvvetlerden istifa ederek ABD'ye yerleşseydi, hem dolar multimilyoneri olurdu, hem de böylesine bir iftirayla hapse mapse girmezdi… Ama “milli ilaç olsun, Türkiye'nin malı olsun” diye ısrar ettiği için, casus ilan edilmişti. Üstelik…İçeri tıkılır tıkılmaz, Tübitak'ın milli ilaç projesi durdurulmuştu. Kelimeler benim mesleğim ama… Profesör Tayfun Uzbay'la demir parmaklıkların arkasından konuşurken, bu ülkenin yurttaşı olarak ne kadar üzüldüğümü, ne kadar utandığımı kelimelerle tarif edemem. 

Neticede, dakikalar akıp gitti, süre bitti. Özgür günlerde görüşmek dileğiyle, hepsiyle vedalaştık. En kıdemlileri olarak, uğurlama görevini Profesör Tayfun Uzbay üstlenmişti. O ağustos ayında general olmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Casus oluvermişti! “Milli ilacı” bulduğu andan itibaren, başı dertten kurtulmuyordu. Ergenekon'a Balyoz'a sokuşturmaya çalışmışlardı. En son casusluk paketine dahil etmişler, içeri tıkmışlardı. Hapisteki tüm silah arkadaşları adına, bana bir hediye verdi. Bir kitap. İsmi, İnsanın Anlam Arayışı'ydı. Profesör Tayfun Uzbay, şu anda kütüphanemin en değerli parçalarından biri olan bu kitabın kapağının içine, şunları yazmıştı:

‘İNSANLIK SUÇLUSU ZİHNİYET’
“Bu kitap, Nazi toplama kamplarının en acımasızı Auschwitz'ten hayatta kalmayı başararak kurtulan ve daha sonra yaşadığı tutukluluk sürecini bilimsel yaklaşımlarla ve herkesin anlayacağı dille kaleme alan, Avusturyalı Profesör Viktor Frankl'ın eseridir. Yaşadığı haksız zulme, insani direniş sergilemekle kalmamış, kaleme aldığı bilimsel makale ve kitaplarla Nazilerin toplum vicdanında insanlık suçlusu olarak yargılanmalarına katkı sağlamıştır.”

‘BİZ MİLLETİMİZE VATANIMIZA BAYRAĞIMIZA DEVLETİMİZE SADAKATLE HİZMET ETTİK’
“ Tarih, bu tür suçları işleyenlerin, er geç adalete muhtaç olduklarının sayısız örnekleriyle doludur. Ülkesine, milletine, devletine sadakatle hizmet etmiş olan bizlerin, alnı ak, vicdanı rahattır. Viktor Frankl'ın tanımladığı hayatın anlamı, bizler için vatan, millet, bayrak ve insan sevgisiyle ülkemize sadakatle hizmettir. Sizden ricamız… Bu kitabı, dikkatle okumanız ve yaşanan sürece bir de Profesör Frankl'ın penceresinden bakmanızdır. Saygılarımızla, 22.01.2013, İzmir.”

‘YURTSEVER İNSANLAR HÜKÜMET VE KENYA TARAFINDAN SUÇLANDI’
“Evet… Kelimesi kelimesine bunları yazmıştı. Kelimesi kelimesine hepsi gerçekleşti. Kumpas davaları çöktü, yurtsever subaylarımız, Nazi kamplarına tıkılır gibi tıkıldıkları askeri cezaevlerinden çıktı. Kahramanlarımıza bu zulmü yapanlar, tıpkı Naziler gibi, toplum vicdanında insanlık suçlusu olarak yargılandılar. Kendi hükümeti ve kendi medyası tarafından “vatan haini, darbeci, casus” diye suçlanan, asrın iftirasına uğrayan kahramanlarımız, alınları ak, vicdanları rahat şekilde özgürlüklerine kavuştu. Her şey.. Tıpkı Profesör Tayfun Uzbay'ın demir parmaklıklar arkasında, o kitabın kapağının içine yazdığı gibi oldu.”

‘DEVLETE MİLLETE VİRÜS BULAŞTIRAN BU ŞUURSUZ ZİHNİYET VİRÜSLE MÜCADELE EDEBİLİR Mİ’
“Yıllar akıp gitti. Aradan yedi yıl geçti. Ve şimdi, hemen her akşam bir televizyon kanalında, Profesör Tayfun Uzbay'ı seyrediyorum… Türkiye'nin en önemli farmakoloji otoritelerinden biri olduğu için, her akşam bir başka kanal, konuk olarak davet ediyor, korona virüs ilaçları, korona virüs tedavisiyle alakalı görüşlerini soruyor. Kendi canının derdine düşen sayın ahalimiz… Canını kurtarsın diye, Profesör Tayfun Uzbay'ın ağzının içine bakıyor. İnsan, vatan, millet, bayrak sevgisiyle görev yapmalarına rağmen “vatan haini” iftirasına uğrayan tüm kahramanlarımız adına, itibarlarının bir kez daha iade edilmesi adına… Yürekten mutluyum. Ama doğrusu, şunu da düşünmeden edemiyorum. Devlete kendi eliyle virüs bulaştıran şuursuz zihniyet… Millete bulaşmış virüsle, şuurlu mücadele yürütebilir mi?

PROF. DR. TAYFUN UZBAY KİMDİR?

12 Haziran 1959 tarihinde Ünye/Ordu'da doğdu. 1976 yılında Ünye Lisesi'nden, 1982 yılında Eczacı Teğmen olarak İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden mezun oldu. 1983 yılında GATA'da stajyer eğitimini tamamladıktan sonra 1983-1985 yılları arasında Çorlu'da 5. Kolordu, 400 Yataklı Asker Hastanesi eczane ve baş eczacılığı ile Tekirdağ'da 1. Ordu, 807-2 Sıhhiye Depo Takım Komutanlığı görevlerinde bulundu.

YÜKSEK EĞİTİM VE ÖĞRETİM
GATA Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı'nda 1985-1988 yılları arasında Bilim Uzmanlığı, 1988-1992 yılları arasında doktora eğitimini tamamladı ve 1993 yılında yardımcı doçent oldu. 1995 yılında doçent ünvanını aldı. 1997-1998 yıllarında TÜBİTAK ve Kuzey Teksas Üniversitesi bursları ile Amerika Birleşik Devletleri'nde, Kuzey Teksas Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Merkezi, Farmakoloji Bölümü'nde ve 1999 yılında Cagliari Üniversitesi bursu ile İtalya'da, Cagliari Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Toksikoloji Bölümü'nde araştırıcı öğretimüyesi olarak çalıştı.

ULUSLARARASI BİR BİLİM ADAMI
2002 yılında Albay, 2003 yılında profesör ünvanını aldı. Halen GATA Tıp Fakültesi, Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı başkanlığı görevini yürütmektedir. World Federation of Societies of Biological Psychiatry (WFSBP) ve European College Neuropsychopharmacology (ECNP) derneklerinin üyesidir. TÜBİTAK Ulakbim Türk Tıp Dizini Kurulu, Sağlık Bakanlığı Madde Bağımlılığı Tedavi Usulleri Bilim Komisyonu, Eczacılık Akademisi Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu üyesidir.

İLAÇ MUCİDİ
Çalışmalarını deneysel nöropsikofarmakoloji alanında sürdüren Prof. Uzbay'ın bu alana özgül ikisi editörlük yaptığı 7 adet kitabı yayınlanmıştır. Science Citation Index'te (SCI) yer alan dergilerde yayınlanmış 79 adet uluslararası makalesi bulunmaktadır. Yayınlarına uluslararası düzeyde 962 adet (Kasım 2009) atıfta bulunulmuştur. Şizofreni oluşumu, tanısı ve tedavisine yönelik incelemeli bir patenti vardır.

Roche Tıp Araştırma Ödülü (1994), Eczacılık Akademisi Bilim Ödülü (2005), Prof. Dr. Rasim Adasal Bilim Ödülü (2005) ve Popüler Bilim Ödülü (2007) sahibi olan Prof.Dr. İ.Tayfun Uzbay İngilizce bilmektedir, evlidir ve bir çocuk babasıdır.

Kaynak: Yılmaz Özdil/ Sözcü/ Yeniçağ

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturkstrateji.com
Video Haber www.bilgeturktv.com
Özel Haber www.e-sarizeybek.com
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ