Güvenlik
15 Nisan 2018 ( 291 görüntülenme )

GENELKURMAY BELGELERİNDE ERDOĞAN VE OĞUL BUSH...

Yıl 2003…
ABD Irak’a karşı savaş başlattı ve bu savaşta Türkiye ABD’ye destek verdi.


Bu savaşta Türkiye kaybeden taraf oldu; kırmızı çizgileri çiğnendi, Kerkük işgal edildi; PKK terör örgütü siyasi güce dönüştürüldü; Barzani siyasi güç oldu Türkiye açısından milyonlarca dolar ekonomik kayıp yaşandı.

ABD'DEN BİR TAŞLA ÜÇ KUŞ

ABD bu işi Türkiye’deki siyasi iktidar eliyle başardı; hem harekat yaptı, hem Türkiye’deki üsleri kullandı, hem Irak’a ambargo uygulatıp sıkıştırdı hem de Türk Ordusu’nun elini kolunu da bağladı…

ÖZAL’LA BAŞLAYAN SÜREÇ DEVAM EDİYOR

1’nci Körfez Savaşı’nda bu oyunu ABD adına Özal oynamıştı; Türk Ordusuna olası bir savaşta siyasi direktif vermeyerek saf dışı bırakmıştı. Zaten Genelkurmay Başkanı Orgeneral Torumtay bu nedenle istifa etmiş ve ‘şak derse tak der yaparım’ diyen zihniyetler iş başına getirilmişti.

2’nci Körfez Savaşı’nda bu oyunu ABD adına bu kez Meclis’te siyasi dengeleri değiştirme gücüne sahip herkes adına Gül ve Erdoğan oynadı; önce ‘hayır’ denilen tezkere ile bırakın Türk Ordusu’nun Irak’a girmesini, akisne ABD’nin Türk Ordusu’na saldırmasının bahanesi yaratıldı ve 20 Mart günü ‘evet’ denilen tezkere ile de Türkiye’nin bütün desteği ABD’ye verildi.

1 Mart ile 20 Mart arasında ne olmuştu derseniz, Erdoğan Başbakan olmuştu… 


ABD DSETEKLENİYOR

5 Ekim’de, Çankaya Zirvesi’nde alınmış olan ‘Irak’a bir Kolordu gönderilmesi’ kararını AKP Hükümeti uygulanmadı…

Bu savaş esnasında sınır ötesi harekat denilerek yapılan işler, Irak’a giren Türk Ordusu’na siyasi direktif verilmediği için harekattan ziyade küçük küçük çatışmalar halinde geçti ve hiçbir sonuca da ulaşamadı…

GENEL KURMAY GERÇEĞİ AÇIKLIYOR


Yıllar sonra Genelkurmay Başkanlığı, 2003 Körfez Savaşı’nın Türkiye açısından sonucu şöyle açıkladı:

“TÜRKİYE BU SAVAŞTAN ZARARLI ÇIKTI”


‘İkinci Körfez Savaşı’ndan sonra Türkiye yine iki nedenle zararlı çıkmıştır. Bir; coğrafyasına hapsolmuştur. İki; PKK çok büyük bir serbestlik kazanmıştır ve çok miktarda silah ve malzeme, dağılan Irak ordusundan ele geçirilmiştir. 

Daha önceleri PKK ile mücadele içinde olan Kuzey Irak’taki Kürt gruplarından bir tanesi ki bir zamanlar KYB, PKK ile birlikte o Kürt grubuna saldırıyordu, şimdi doğal bir müttefik haline gelmiştir ve Kuzey Irak’ta çok büyük bir hareket serbestisine sahiptir. Eskiden katırlarla gittikleri yere şimdi taksilerle gidiyorlar. Buna ait görüntüler elimizde. Bu da ikinci Körfez harekatının Türkiye açısından olumsuz bir sonucu olmuştur.’

ABD işgali sonucu Irak’ın parçalanmaya yüz tuttuğunu da Genelkurmay Başkanlığı şu sözlerle altını çizdi:

“BARZANİ BAĞIMSIZLIĞA GİDEN KÜRT DEVLETİ TEMELİNİ KURDU”

‘Yine Kuzey Irak’a baktığımız zaman şöyle bir durum ortaya çıkıyor; hazırlanmış olan bir taslak anayasa var. Bu iyi incelendiğinde şu görülmektedir: Kağıt üzerinde federal bir yapı oluşturuluyor. Güney Şii bölgesi, Sünni bölgesi ve Kürt bölgesi diye üç bölge. Ama anayasanın içindeki hükümleri iyi incelediğinizde, bunun değil federasyon, konfederasyon bile olmadığı, gevşek bir konfederasyon yani kopmaya hazır bir konfederasyon şeklinde olduğu görülmektedir. 

Zaten tarihe de baktığımızda konfederasyonların uzun süreli yaşamadıklarını görüyoruz. Ya kopmuşlardır ayrı devletçikler kurmuşlardır ya da üniter bir yapıya kavuşmuşlardır. Bunların örnekleri var.’

Genelkurmay bir adım daha ileri giderek Irak’ta bir Kürt devleti kurulmakta olduğunu Türk milletine ve Türk siyasetine ilan etti:

“HEM PKK GÜÇLENDİ HEM BARZANİ GÜÇLENDİ”


‘PKK’nın varlığı orada kök salmıştır. Çünkü Kuzey Irak’ta, Irak güvenlik kuvvetlerinden bir tane silahlı insan dahi bulunmamaktadır. Bugün Süleymaniye hava meydanına indiğiniz zaman, ziyarete gidiyorlar, onu sadece Kürt bayrakları karşılar. Irak bayrağı yoktur. Karşılama töreninde de Kürt milli marşı çalar. Irak’ın marşı yoktur. Şu anda Kuzey Irak’ta durum budur. 

Federal bir yapıda bazı şeyler merkezi olur. Kuzey Irak’ta merkez bankası kuruldu. Bunun anlamı her yönüyle diğerlerinden ayrı müstakil bir yapı oluştu. Merkez bankası para basıyor. Kendi parasını kullanıyor. Böyle bir yapı var.’

Ve Genelkurmay Başkanlığı bu durumun önüne geçilmesi için, kamuoyu önünde Hükümet’ten yetki isteyecek kadar işin önemini Türk Milleti ve Devlet kadrolarına duyurmaya çalıştı, şöyle ki;

“HAREKAT YAPILMASI ŞART ANCAK HÜKÜMETİN DİREKTİF VERMESİ LAZIM”

‘Peki, Kuzey Irak’a bir operasyon yapılmalı mı? Evet, yapılmalı. Olayın iki boyutu var. Birincisi sadece asker olarak baktığım zaman, evet yapılmalı. Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Olayın ikinci boyutu, siyasi olaydır. Bir hudut ötesi operasyon yapılması için bir siyasi kararın ortaya çıkması lazım. TSK, yasal zeminde görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir.”

HAREKATA İZİN VERİLMEDİ

Şubat 2008’de Irak kuzeyindeki Zap terör kampına yapılan yedi günlük bir güç gösterisini saymazsanız, Kuzey Irak’a hiç askeri harekât yapılmadı, izin verilmedi oysaki Erdoğan siyaseti istemiş olsaydı Türkiye bu savaştan kazanan taraf olarak çıkabilecekti…

TÜRK ORDUSUNU KUMPASLA VURDULAR

Özal ve Erdoğan siyasetleri eliyle Türk Ordusu sadece coğrafyasına hapsedilmekle kalmadı, Temmuz 2007’de başlatılan kod Ergenekon kumpas soruşturmasıyla, Türk Milletini yaratılışının destanı olan Ergenekon’la Türk Ordusu tam da kalbinden vuruldu…

İşte biz bugünlere böyle geldik…

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ