Bugün 15 Temmuz… Şimdi Türkiye fetö’YLE kıyasıya mücadele ediyor; tam üç yıldır ülkede gözaltılar var, arada ihraçlar var, tutuklamalar var, işten atılanlar var ve yargılamalar ülkenin dört bir yanında ayrı ayrı mahkemelerde sürüyor… Çarpıcı olan ise kod adı FETÖ olan bu yapı devletin tüm kurumlarına sızmış, çete başının deyişiyle ‘kılcal damarlar’ına kadar girmiş; her meslek grubu var; asker, polis, hakim, savcı, emekli, memur, işçi…

SİYASİ AYAK KİM?

Ama yine de bir şey eksik, bu yapıda siyasi ayak yok!.. Bunu da Usta’nın ortağı Bahçeli’den öğreniyoruz… Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 31 Mart yerel seçimlerin hemen öncesinde canlı yayında, FETÖ’nün siyasi ayağıyla ilgili bir soru üzerine ‘örgütün sekiz ayağı olduğunu, hepsinin ortaya çıktığını ama siyasi ayağının hala bulunamadığını’ ilan ediyordu. Sözleri aynen şöyle;

‘Yurtta Sulh Konseyi olduğunu söylüyorsunuz. Askeri ayağı zaten sekiz ayağının ilki. TSK'nin içerisine sızmışlar. Şimdi yavaş yavaş ayıklanıyor. Diğerleri nerede? Siyasiler nerede? Bürokratlar nerede?’
Şimdi iş biraz değişiyordu, Usta’nın üç katlı dediği çetenin dokuz ayağı vardı ve bir ayağı da eksikti. Belki bu yüzden tam da seçim öncesi Bahçeli ‘çıksın artık ortaya’ diyordu

Türkiye FETÖ’ye karşı amansız bir mücadele veriyor, doğru veriyor ama Bahçeli haklı, hani nerede siyasi ayak?… Bu işin siyasi ayağı kim?..

Bu noktada Türkiye’yi hedef almış küresel projeyle FETÖ’nün kılcal damarlarına kadar girdik dediği devletimizin kadrolarındayken Türkiye’de izlenen siyasete bakmalı, o her şeyi açıklayacaktır…

FETÖ DESTEĞİ KİMDEN ALDI

Bu son dönemece kadar ‘Fettullah demek yönetici siyaset, yönetici siyaset demek Fettullah’ olduğuna göre, bu yapının nasıl uluslararası bir güç haline getirildiğine bakılmalı, gözler o zaman görecek….

En başta Cemaat… Bu Cemaat yurtdışından nasıl destek alabildi?.. Gülen’in ABD-AB-İsrail ilişkileri sayesinde, Usta’nın ‘ne istedin de vermedik’ sözleriyle ifade ettiği desteğiyle… hem para buldu hem de küresel destek… Yine bu cemaat özellikle cami cemaatimizi kullanarak… Gülen’in abi ve ablaları çocuklarımızı kullanarak… Gülen’in iş adamları küçük esnafımızı kullanarak, kutsal din duygularımızın istismarı sonucu bu güce kavuşmadı mı, tarikat, ticaret siyaset, bunu Uğur Mumcu yıllar öncesinde anlatmıştı bize Rabıta’da demek unutmuşuz.

FETÖ VE AKP SİYASETTE HİÇ KARŞI KARŞIYA GELDİ Mİ



Peki, Gülen ile Usta, bugüne kadar izledikleri müşterek siyasette karşı karşıya hiç geldi mi, hiç birbirlerine rakip oldular mı bu son dönemece kadar?

Saymayın 17/25 Aralık vakasını, geride kalan bir hiç! Evet, hiç! Çünkü dış siyasete baktığımızda, Ortadoğu’da ABD’nin Ortadoğu projesi bugüne kadar tıkır tıkır işledi… İsrail’in etnik ve dinsel temelde ayrıştırma siyaseti işledi…

Avrupa’nın Bizans siyaseti, başta Rum Ortodoks Patrikliği olmak üzere, bu ikili sayesinde büyük mesafeler kat etti. Irak’taki Barzani Kürt devletini birlikte desteklediler, okullar açtılar, konsolosluk kurdular, Barzani cebine ‘bağımsızlık referandumunu’ nasıl koydu, yakındır bağımsızlığını ilan etmesi… Kısacası bu Gülen şimdiki adıyla FETÖ, bu yönetici siyasetle birlikte yürüdü şimdiye kadar ve birlikte küresel siyaset yörüngesinde hareket ettiler… Ve 17/25 hariç, hiç birbirilerine düşmediler!
İç siyasetimize baktığımızda da durum farklı değildir:

AYRIŞYIRMA VE KUTRUPLAŞTIRMA SİYASETİNE KARŞI ÇIKAN OLDU MU
Özal’la başlayan Gülen siyaseti, günümüzde Usta ile yoluna devam ederek özelleştirme adı altında birlikte sattılar topraklarımızı, şirketlerimizi, bankalarımızı, ülkemizin ekonomik kaynak yönetimini yabancılara birlikte aktardılar…

FETÖ NE YAPTI DA AKP KARŞI ÇIKTI

Birlikte ayrıştırdılar halkımızı, kaderde ve kıvançta, geçmişte ve gelecekte bir olan ve olması gereken halkımızı Türk-Kürt diyerek, Alevi-Sünni diyerek birlikte ayrıştırdılar… TOKİ, TOKİ çığlıklarıyla ev yaptılar ama çocuklarımıza yurt yapmadılar ve birlikte çocuklarımızı Gülen cemaatinin kucağına attılar… Türk Ordusu’na yönelik kumpaslara birlikte destek verdiler, askerlerimizi perişan ettiler… Hatırlayınız cezaevinde olup da tedavi için GATA’ya giden askerilerimiz için , ‘gatagulli’ diyerek manşet manşet medyada naralar atılıyordu…


Allah aşkına son on dört yılda yönetici siyaset ne yaptı da Cemaat buna karşı çıktı?
Barzani’yle başlayalım… Özal Barzani’yi Özerk, Usta da izlediği siyasetle federe Kürdistan Yönetimi yaptı, cemaat buna karşı mı çıktı? Hayır!
Özal PKK’yı silahlı güç, Usta da izlediği siyasetle bu örgütü siyasi güce dönüştürdü, karşı çıkan oldu mu? Hayır!

AKP NE YAPTI DA FETÖ KARŞI ÇIKTI
Devam edelim… Ege’deki Türk adaları Yunan işgaline terk edilirken… Suriye’deki Türk toprağı terk edilirken… Kıbrıs’ta Rumlar AB’ye üye yapılır, Türkler bir kenara atılırken… Fener Rum Patriğinin ekümenik çıkışlarına gözyumulurken… Evlerin altı kiliseye dönüştürülürken, Akdamar adasındaki tarihi harabe restore edilip Ermeni ayinlerine açılırken, azınlık vakıflarına tarih öncesi malları geri verilirken Cemaat hiç karşı çıktı mı? Hayır!
Yine devam edelim… Özelleştirme denilerek ülke kaynaklarının satılıp, yabancıların yönetimine verilirken… İleri demokrasi denilerek bir olan Türk milleti etnik ve mezhepsel farklılıklar temelinde ayrıştırılırken… Özel okullar denilerek gelecek nesillerin akıl yönetimi özele terk edilirken Cemaat hiçbirine karşı çıktı mı? Hayır!

ARALARINDAKİ FARK NE

Yani?.. Öyleyse eğer, yönetici siyasetle Cemaati yönetici siyasetin birbirinden hiçbir farkı yok!..
“Efendim artık uyandık, yanlıştan döndük’ diyorlar, bu keskin viraj bu kadar kolay dönülebilir mi dersiniz?.. 15 Temmuz kalkışmasıyla BAKINIZ olan bitene;

TÜRK ORDUSUNDA NELER OLUYOR


“15 Temmuz Darbe Girişimi'nden sonra, orduda en büyük darbeyi komuta kademesi aldı! Ordunun komuta yapısı, disiplini ve hiyerarşisi bozuldu! Silah arkadaşlığı ve güven tamamen bitti! Bu olumsuz ortama dayanamayan birçok tecrübeli subay ve astsubay, emekli olarak ordudan ayrılmayı seçti. Askeri okullar kapatıldı! Askeri liseler ve sınıf okulları, bomboş vaziyette çürümeye terk edildi! Akıllara zarar bir karar alınarak, askeri sağlık sistemi kökünden kazındı! Öyle ki, bugün Türk Ordusu'ndaki atların ve köpeklerin dahi kendi hekimleri (veterinerleri) varken, çarpışan Mehmetçiklerin askeri hekimleri yoktur. Çatışma sahalarından gelen bilgilere göre, ölümlerin önemli bir kısmı ne yazık ki kan kaybından olmaktadır! Jandarma, organik olarak Silahlı Kuvvetlerden kopartıldı! Deniz Kuvvetleri dışındaki kara ve hava ordularımız, çok uzun zamandır büyük ve müşterek tatbikatlar yapmıyor!!“

15 TEMMUZ KUMPASIN SON AYAĞIDIR

İşte kod Ergenekon kumpasıyla FETÖ kalkışması arasındaki bağ bu; ilkinde düşürülemeyen Türk Ordusu ikincisinde kendi içinden vurularak tuzağa çekildi milletiyle karşı karşıya getirildi, sonuçları hem ordu hem millet açısından çok ağır oldu, hala da sürüyor…

Şimdi Usta demiş ki ‘Bu hareket, Allah’ın bize büyük bir lütfudur’ demiş… Peki bu lütuf 15 Temmuz sonrası özellikle Türk Ordusunda yapılan değişimin neresinde?

HEDEF TÜRK ORDUSUYDU

Yavuz Selim Demirağ sıralıyor; Askeri okullar kapatıldı; askeri sağlık sistemi kökünden kazındı; Harp Akademileri kapatıldı; Tank Palet Fabrikası yabancılara satıldı; Şimdi de sıra askerlik sistemine geldi. Eğer tasarı kanunlaşırsa; bedelli askerlik daimi hale gelirken, askerlik süresi de 6 aya indirilecek. Silah altındaki birçok Mehmetçik derhal terhis edilecek! Kışlalar ise, neredeyse yarı yarıya boşaltılmış olacak“ diyerek gidişatı bir bir sıralıyor…

Usta’nın söylediği lütuf bu muydu? Kaldı ki Demirağ haklı çıktı, söylediği tasarı daha dün yasalaştı, ben size bu satırları yazarken şimdi yüz binden fazla askerin terhisi bekleniyordu…

SONUÇ NE

Burada mesele; ’Özal’la başlayıp Usta ile günümüze uzanan bu süreçte tüm bu yapılanlar sadece ordumuza değil aynı zamanda Türkiye’ye güç mü veriyor yoksa zayıflatıyor mu’ sorusunun artık milletin vicdanında ve aklında bir cevap bulabilmesidir. Şimdi ne diyelim…

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ