Dünya
08 Aralık 2016 ( 2385 görüntülenme )

ZAMAN’I HİÇ BÖYLE OKUMADINIZ

Koca Dağları Bakın Nasıl Yürüttüler…


Tarih 24 Mayıs 2013…

Türkiye’de iki şey oldu ama medya bunu görmezden geldi.

İlki; Hakkari Üniversitesi Şemdinli Bağlar(Nehri) köyünde bir tören düzenledi…

İkincisi; Zaman Gazetesi  “Doğu’nun manevî bekçisi: Seyyid Taha Hazretleri” başlığıyla bir haber yayınladı…

 

Peki, “ne var bunda” derseniz, çok şey var çünkü CEMAAT’in kodları bu iki olayda gizli…

 

Şimdi konuyu açalım…

Önce Hakkari Üniversitesi…

Haber şu;

 “Hz. Seyit Taha Hazretleri Sempozyumu sona erdi”.

24/27 Mayıs 2013’te, Hakkari Üniversitesi ev sahipliğinde, Seyid Taha Konulu bir sempozyum düzenlenir ve bu çerçevede üniversite üyeleri ve davetliler Şemdinli/ Bağlar( Nehri) köyündeki Seyid Taha’nın kabrini ziyarete gelir.  Heyeti, Şemdinli Kaymakamı Cengiz Erdem karşılar.

İlçe merkezinden 15 kilometre uzaklıktaki Bağlar köyüne gidilir. Burada “Seyit Abdullah ve Seyit Taha” türbeleri ziyaret edilip, Kuran-ı Kerim ve dualar okunur.  Törende Irak, İran ve Suriye’den gelen davetliler de yer alır.

Hakkari Üniversitesi rektör yardımcısı Prof. Dr. İhsan Süreyya, şöyle bir konuşma yapar:

"Değerli kardeşlerim, şu anda çok güzel bir makamda bulunuyoruz. Peygamberlerin varisleri olan bir zatın mezarında olmak çok güzel bir şeydir. Böyle büyük bir zatın kabristanında bulunmak, görmek çok önemlidir."

[1]  

 

Sempozyum sonrasında, Seyit Taha’nın önemini anlatan bir yazı kaleme alınır. Bu duyuruda, Barzan Cemaati’nin Anadolu’ya nasıl ve kim tarafından yayılmış olduğu şöyle anlatılır;

Türkiye’de Nakşibendi tarikatının asıl gelişimi Seyyid Taha ve halifeleri üzerinden şekillenir. Seyyid Tâhâ Nehrî’den yayılan tasavvufî eğitimle, Nakşî cemaatinin ve adabının Türkiye’deki altı önemli kolla dağılan tasavvufî kaynağı ve merkezi olmuştur”[2].

 

 

 

Hakkari Üniversitesi’nin bu sempozyum sürecinde, 24 Mayıs 2013 günlü Zaman Gazetesi Seyit Taha’yı yazar, manşeti şöyledir;

“Doğu’nun manevî bekçisi: Seyyid Taha Hazretleri!”

Haberin devamında Seyit Taha’nın kabrinin bulunduğu Bağlar(Nehri) köyü Şehidan Dağı içinde gösterilir:

Hazreti Ömer döneminde fethe gelen 40 sahabinin şehit düşmesinden ismini alır Şehidan Dağı. Dağların arasında 10 haneli bir köy; Nehri. Bugünkü ismiyle Bağlar, cennetten bir köşeyi andırıyor.... Bu köyde dikkatleri çeken değer ise Seyyid Taha Hazretleri... Peygamber Efendimiz’in (sas) neslinden, Abdülkadir-i Geylani Hazretleri’nin on birinci kuşaktan torunu, Mevlânâ Halid-i Bağdadi’nin halifelerinden Seyyid Taha Hazretleri’nin kabri burada”.

 

Haber budur ama doğru değildir…

 Doğru değil çünkü her şeyden önce “Şehidan Dağı” Bağlar/Nehri köyünde değildir. Oradan en az 60 kilometre uzakta, Durak köyünde. İran’la Türkiye sınırını çizmektedir. Nehri Şemdinli’nin güneyinde, Şehidan ise doğusunda.

Şemdinli’de, Seyid Taha’nın Şehidan Dağı’nı ziyaret ettiği rivayet edilir, bu doğrudur. Rivayete göre babası, bu dağın eteğinde yatmaktadır. Bu rivayet Şemdinli Haber’in manşetinde açıklanmıştır;

“Seyyid Taha hazretleri Şehîdân Dağı’nı her yıl iki kere ziyaret ederdi. Bu dağ, Şemdinli'nin doğusunda, hatta babalarının medfûn bulunduğu Meleyân Köyünün de doğusundadır. İran hududuna yakındır. Hazret-i Ömer zamanın da Eshâb-ı kiram, o belde ve ülkeleri feth için buraya gelmişler ve bu dağda şehit olmuşlardır. O zamandan beri bu dağın ismi Şehidin/Şehitler Dağı’dır”.

Seyit Taha’nın babasının kabrinin bulunduğu yer Meleyan(Erdemli), Durak bölgesindeki Çatalca köyünün bir mezrasıdır. Şehidan Dağı eteklerindedir.

Gerçeğin bu ışığında bakılırsa;  Şemdinli doğrudur, Zaman ise yanlış…

 

Peki, Zaman Gazetesi bu haber neden yapmıştı?

Önce bu haberin sonuna bir bakalım, belki orada cevabı bulabiliriz, sonu şöyle;

Silahların susması buraya ayrı bir güzellik katmış. Zira köylüler, “Yaşadıklarımız yakışmıyordu buraya.” diyor ve ekliyor: “Eğer sulh ortamı sağlanır ve tanıtım yapılırsa hem

Irak hem İran hem de Türkiye’nin batısından binlerce insan gelir.”

 

İşte şimdi bu Zaman Gazetesi’nin bu haberi neden yapmış olduğu görülüyor; inançları kullanıp mevcut siyaseti desteklemek.

AKP Hükümeti’nin açılımı Seyit Taha’ya, oradan Mevlana Halid’e bağlanmak isteniyor.

Uygulanan bu teo-stratejik medya haberleriyle inançlar kullanıyor, üzerinde oynanıyor ve siyaset kendine bu şekilde destek sağlayabiliyor, güç kazanabiliyor…

 

Başa dönelim ve Hakkari Üniversitesi ile devam edelim…

Üniversite şöyle diyor Seyit Taha için;

 

“Seyit Taha, 1852’de Bağlar( Nehrî)’da vefat eder, oraya defnedilir. Döneminde Nehri, Halid-i Nakşiliğin yayıldığı bir merkez haline gelmiştir. Tarikat, buradan çıkışla İran-Kafkaslar-Anadolu ve Balkanlar’a ilerleyişini sürdürür. Taha’nın dört oğlu vardır; Seyyid Habib, Seyyid Mahmud, Seyyid Alaeddin ve Seyyid Ubeydullah. Ölümü sonrasında, bu merkezin başına önce kardeşi Seyyid Muhammed Salih(1864), ardından oğlu Şeyh Ubeydullah geçer.

Ubeydullah’ın faaliyetleri gibi yalnızca dini değil, siyasi nitelik taşımaktadır”.

 

Hakkari Üniversitesi, bu siyasi işleri de şöyle bağlıyor;

“ Bölgedeki Kürt emirliklerinin lağvedilmesinden dolayı oluşan yönetim boşluğunun etkisiyle de tasavvuf ve irşad faaliyetleri dışında siyasi faaliyetlerde de bulunmuştur. 1877-1878 Osmanlı- Rus savaşında Rusya’ya cihad ilan ederek geniş mürit topluluğu ile savaşa katıldı. Ardından 1879 yılında İran’a savaş açtı. Batı İran’da geniş bir alanı ele geçirdi. Fakat Rusya, Osmanlı ve Avrupa devletlerinin devreye girmesiyle Nehri’ye çekildi. Ardından 1881 yılında İstanbul’a çağrıldı. Birkaç ay sonra tekrar Nehri’ye döndü. Fakat Akabinde yakalanarak, oğlu Seyyid Abdülkadir ile beraber Hicaz’a sürüldü. 1883 yılında orada vefat etti”

[3]

 

Oysaki Türk tarihi, Şeyh Ubeydullah’ı böyle yazmamıştı…

 

Şeyh Ubeydullah, 1880’de, Osmanlı’dan aldığı silahlarla Osmanlı’ya isyan eden bir şeyhdi.

1925 Şeyh Said ayaklanmasını çıkartan, sonrasında yargılanıp asılan  Seyid Abdulkadir’in de babasıydı…

 

Ve en çarpıcı olanı, Kürt isyanları diye isyan çıkartan bu aile Kürt değildi…

 

Şemdinli Nehri (Bağlar) köyünde, Celal Talabani’ye komşu bu Seyit Taha kimdi?

Seyit Taha için de elimizde kaynak sayısı yok denecek kadar az.  İslami kaynaklardaki tanımlar ve bu tarikat hakkında yazılmış olan kitaplarda görülebilen tek şey; Halid-i Bağdadi’nin halifesi oluşu.

Düşününüz, doğum tarihi  dahi bilinmiyor. Soyağacı hiç yok. Barzan coğrafyasıyla bağı ile ilgili bilgi de yok. “Yok” kelimesini üzerinde durduğumuz şu nedenledir; Osmanlı tarihi, Çaldıran Savaşı’na Şah İsmail’in topçu ateşi nedeniyle yenilmiş olduğunu yazabiliyor, ama Seyit Taha’nın şeceresi yazılamıyor, hayret!

 

Bu olayın iki önemli yönü var…

İlki; dini siyasi çıkarları için kullananlar koca dağları bile yürütmekten çekinmiyor…

İkinci ise, Nurculuk çizgisinden hareket edenlerin yolu eninde sonunda Seyit Taha’ya, oradan Abdusselam Barzani’ye, oradan Halid-i Kürdi’ye, Bedirhanlara, Babanlara bağlanıyor…

Ve bu bağ günümüzde Erdoğan-Gül-Arınç üçlüsüne ulaşıyor…

 

Erdal Sarızeybek

 

Kaynak: Cemaat ve Barzani



[1] Şemdinli Haber internet gazetesi, İlhan Demir haberi, 27 Mayıs 2013.

[2] http://seyyidtaha.hu.edu.tr/Sayfa/46/Seyyid_T%C3%A2h%C3%A2_Kimdir/

[3] http://seyyidtaha.hu.edu.tr/Sayfa/46/Seyyid_T%C3%A2h%C3%A2_Kimdir/

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ