Ekonomi
10 Ekim 2018 ( 765 görüntülenme )

Uyarı büyük!.. 'EN KÖTÜ SENARYO'

Yüzde 25’e dayanan enflasyon ve 2019’da "sıfır büyüme" ihtimalinin giderek güçlenmesi, ekonomide en kötü senaryo olarak bilinen "stagflasyon" tehlikesini ortaya çıkardı.

‘EN KÖTÜ SENARYO’

Geçen hafta açıklanan yüzde 24,5’lik eylül ayı enflasyonu ile Türkiye, iktisat literatüründe "stagflasyon" adı verilen yeni bir döneme giriş yapmış oldu. Yüksek enflasyonun ve düşük büyümenin aynı anda yaşanması anlamına gelen stagflasyon, ekonomide en kötü senaryo olarak biliniyor.

‘İŞSİZLİK, PAHALILIK, ZAM VERGİ’

Stagflasyon sürecine giren ülkelerde bir yandan işsizlik ve hayat pahalılığı artarken, diğer yandan yeni vergi ve zam dalgaları görülüyor. DW Türkçe’ye konuşan uzmanlara göre, Türkiye’deki geçmiş krizlerden farklı olarak bu kez işsiz, emekli ve esnafı çok daha zor bir süreç bekliyor.

‘SIFIR BÜYÜME’ BEKLENTİSİ ARTTI

Türkiye ekonomisi, 457 milyar dolarlık dış borcu ve Türk Lirası’ndaki değer kaybı nedeniyle zor günlerden geçiyor. Borç riskine bir de yüzde 25’lere ulaşan enflasyon eklenince, geçen yılı yüzde 7,4’lük büyüme ile kapatan Türkiye’nin 2019’da "sıfır büyüme" ya da küçülme yaşama ihtimali büyük oranda artmış oldu.

‘STAGFLASYONA GİRİLDİ’

DW Türkçe’ye konuşan Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, Türkiye’nin içine girdiği yeni durumun net bir "stagflasyon" süreci olduğunu söylüyor. Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP) büyümenin 2018’de yüzde 3,8, 2019’da ise yüzde 2,3 olarak öngörüldüğünü hatırlatan Demiralp, “Bu öngörü bile aslında, mevcut enflasyon hızına baktığımızda stagflasyona girildiğinin en açık göstergesi” diye konuşuyor.

"STAGFLASYON, ÖDENECEK BEDELİ AĞIRLAŞTIRIYOR”

Bir ülkede yüksek enflasyon sorununun sıkı makiye politikaları ile dizginlenebileceğini, ancak stagflasyon sürecine giren bir ülkede sıkı mali politikaların sorunu çözmede yetersiz kalacağını kaydeden Prof. Demiralp, “Bu tür durumlarda ülke ekonomisi, krizden çıkmak için daha ağır bir bedel ödemek zorunda kalıyor” diyor.

Türkiye ekonomisinin 2009 yılında yüzde 4,7 küçüldüğüne, buna karşın enflasyonda hedeflerin tutması nedeniyle ağır bir tahribat yaşanmadığına işaret eden Prof. Selva Demiralp, şöyle konuşuyor:

‘ENFLASYON RİSKİ TETİKLİYOR’

"Türkiye’de daha önceki düşük büyüme ya da küçülme süreçlerinde fiyatlar da düşüşe geçerdi. Ama bugün hem düşük büyüme hem de giderek artan bir enflasyon var. Bu da bir yandan iş kayıpları yaşanırken, diğer yandan her türlü mal ve hizmette fiyat artışlarına neden oluyor.”

‘2019 İÇİN 0,5 BÜYÜME ÖNGÖRÜLÜYOR’

Türkiye ekonomisi 2018’in ilk çeyreğinde yüzde 7,3, ikinci çeyreğinde ise yüzde 5,2 büyüdü. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) Eylül sonunda yayınladığı raporda ise Türkiye’nin büyüme oranı 2018 için yüzde 3,2 2019 için ise yüzde 0,5 olarak öngörüldü. Bu da, Türkiye ekonomisinin özellikle dördüncü çeyrekte ve 2019 yılında ciddi bir yavaşlama evresine gireceğinin işareti olarak kabul ediliyor.

Bir ülkede büyüme oranının nüfus artış oranının altında kalmasının "durgunluk" olarak tanımlanabileceğini dile getiren Eski Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Müdürü, ekonomist Bartu Soral'a göre de, Türkiye mevcut durumda net bir şekilde "stagflasyon" sürecine girmiş bir ülke olarak adlandırılabilir.

Katnak: DW Türkçe

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ