Erdal Sarızeybek yazdı:

‘17/25 ABD-İSRAİL OPERASYONU’

17/25 dış kaynaklı bir siyasi operasyondu. Bu operasyonun hedefinde Usta ve yakın çevresi vardı. Bu operasyonda cemaat temelinde yükselen Fetö‘nün kripto hücreleriyle F Tipi kadroları Usta’ya karşı kullanıldı. Bunun sonucu olarak İran’a yönelik dış politika değiştirildi. Yaptırımlar baskıyla uygulatıldı.

PEKİ BU İŞ BİTTİ Mİ?

Bu pencereden Usta’ya bakıldığında rahat gibi görünüyor ve 17/25 dosyasını kapattığını düşünüyor olabilir. Ama meselenin iç yüzü hiç öyle değil. Bu operasyon üzerinden Türkiye’de hukuk işletilemeyince aynı davalar şimdi ABD’ye taşındı. Üstelik hala dava konusu içinde görülmeyen silah sevkiyatı meselesi rafta bekliyor. ABD bu, küresel bir güç. İstediğine yaptırım uyguluyor, istediğinin tüm mallarına el koyuyor hatta tutuklama müzekkeresi bile çıkarabiliyor.

‘TÜM BİLGİ VE BELGELER ABD-İSRAİL’İN ELİNDE’


“ Öte yanda İsrail hem İran’a karşı yaptırımların delinmesine yönelik olarak hem de silah sevkiyatına ilişkin kanıtları topladı. Saymayın üçü beşi, bu deliller ana hatlarıyla Türk Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde toplanmış olduğu için uluslararası hukuk açısından yasal nitelik taşıyor. Belki daha önemlisi telefon dinlemeleri ve teknik takiple Usta ve yakın çevresinin biyografik istihbaratı çıkarıldı. Zaten Kripto hücreler üzerinden yönlendirilen F Tipi bu konuda uzmandı. Tıpkısının aynısını Kod Ergenekon soruşturmasıyla Türk Ordusunun komuta heyetine ve Cumhuriyete gönülden bağlı yüksek sivil şahsiyetlere karşı yapmış olduğu için beceri kazanmıştı. Dolayısıyla yürüdü bu işler. Kısacası Usta’nın sağlık durumundan finans durumuna, aile ilişkilerinden dış bağlantılarına, aklınıza gelen ne varsa hepsi şu anda ABD’nin elinde, İsrail’in elinde. “

ÖTE YANDA…

Artık bu mesele Usta ve yakın çevresiyle de sınırlı değil. İsrail’in güvenliğini tehlikeye düşürdüğü savıyla şimdi Türkiye yola getirilmek isteniyor. Sırada Suriye var, Irak var ve yine İran var… Usta ‘Söz Konusu Vatandır’ diyerek İsrail yörüngesinden çıkmaya kalkıştığı anda, görülen o ki yakındır silah sevkiyatının da gündeme gelmesi. Sonrası nereye kadar gider, bunu hiç kimse öngöremiyor. Bu da bize meselenin artık Usta değil, Türkiye’nin ulusal güvenlik meselesi olduğunu açıklıyor.

ERDOĞAN ÜZERİNDEN TÜRKİYE’YE KISKAÇ’
Bu davalar üzerinden Türkiye, iç ve dış politikada pazarlık masasına oturtulmaya zorlandı hala zorlanıyor. Türkiye’nin özellikle İran, Irak ve Suriye politikalarında tam bağımlı hale getirilmek isteniyor. Tabii burada bu üç ülkenin adı geçince hemen akla ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ geliyor. Ermenistan, Kürdistan ve Büyük İsrail projeleri öne çıkıyor. Anahtar Türkiye’de olunca 17/25’in boşa yapılmadığı ortaya çıkıyor. Bu durumda nereden bakılırsa bakılsın Usta, ABD ve İsrail tarafından kıskaca alınmış durumda.

‘KRİPTO HÜCRELER ABD-İSRAİL KONTROLÜNDE’

Belki hepsinden öte... Türkiye bu operasyonla, başta Usta’nın yakın çevresi olmak üzere -danışmanları gibi- devletin her kademesinin casus Kripto hücrelerle örümcek ağı gibi sarılmış olduğunu gördü. Eğer ki siz savcı Zekeriya Öz’ün başında bulunduğu bu hücreyi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başbakanı, ardından Cumhurbaşkanı olan Usta’ya karşı üstelik Türkiye’nin içinde harekete geçirebiliyorsanız, bu Fetö hücrelerinin harekat komutası sizde demektir. Bu kadar açık ve net!

‘’TÜRKİYE’DE KRİPTO ŞEBEKELER’

Peki bir devlet memuru olan başta Zekeriya Öz ve şürekası hangi motifle yaptı bunu? Para için mi, makam mevki için mi, cemaatin Müslüman inançları adına mı, ne için? Müslüman bildiğimiz bu yapı hangi motifle Müslüman aleminin lideri olduğu söylenen Usta’ya karşı harekete geçirilebildi? Parayla olmaz bu iş, makam mevki için de olmaz, Müslümanlık adına da olmaz. Dolayısıyla tüm bunlar Fetö’nün kripto hücreleri üzerinde ABD ve İsrail’in tam bir kontrolü bulunduğunu bize gösteriyor.

‘DEVLETİN NEDEN HABERİ OLMADI’

Belli ki 17/25 operasyonundan Usta’nın hiç haberi olmamış. Olmamış çünkü basına yansıyan ‘paraları sıfırla’ konuşmaları dikkate alındığında ortadaki şaşkınlığı görebiliyoruz. Apar topar Fehmi Koru’nun Gülen’e gönderilişinden anlayabiliyoruz. Haberi olmuş olsaydı, kendisine karşı bu operasyona izin verir miydi ki? Bu durum aynı zamanda bu hücrelerin varlığından devlet yönetim ve güvenlik mekanizmasının haberdar olmadığını da açığa çıkarıyor.

PEKİ, USTA’NIN 17/25 OPERASYONUNDAN HABERİNİN OLMAYIŞI DEVLET YÖNETİMİ AÇISINDAN NE ANLAMA GELİYOR?

Hakan Fidan’ı biliyorsunuz… 2010 yılından günümüze Milli İstihbaratın başında. Üstelik Usta’nın deyişiyle ‘sır küpü’. Eğer ki Usta’nın 17/25’ten haberi yoksa, Fidan’ın da haberi yok anlamına geliyor bu. Haberi olsaydı uyarmaz mıydı ki? Koca devlet güvenlik mekanizmasına rağmen bu hücreler Usta’ya karşı bu operasyonu gizlice planlamış hem de uzun sürdüğü anlaşılan bir araştırma ve takip sonucunda icra etmeyi de bilmiştir.

‘DEVLET YÖNETİMİNDE BÜYÜK ZAAF’

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ