Politika
06 Aralık 2017 ( 1567 görüntülenme )

TRUMP ŞAŞTI... FİLİSTİNLİLERİ KIZILDERİLİ SANMIŞ!..

FİLİSTİNLİLER KIZILDERELİ DEĞİL, KUDÜS DE İSRAİL TOPRAĞI DEĞİL!


Tevrat’ta geçen olaylara bakıldığında iki bin yıldan fazla bir zamandır göçte yaşayan Yahudiler için Kudüs’e geri dönmenin büyük ve kutsal bir umut olduğu anlaşılıyor.

Ve Tanrı Tapınağı/Süleyman Mabedi’ni yeniden inşa etmek ve bir zamanlar var olan Büyük İsrail Krallığı’nı Vaat Edilmiş Topraklarda kurmak emelinin hiçbir zaman bir hayal olmadığı aksine gerçekleşeceğine inanılan kutsal bir vaat olduğu da görülebiliyor.

Bu teo-stratejik bir inançtır; bir gün mutlaka gerçekleşeceği düşünülen kuvvetli bir inançtır. Ve bu inanç dün bugün değil en aşağı iki bin yıldır süregelmektedir. 

“KUDÜS EMELİ BABİL SÜRGÜNLERİYLE BAŞLADI”

Bakınız Babil sürgünlerine…
Tevrat’ta geçen bir ayettir bu, bakınız nasıl yemin ediyorlar:
“Ey Kudüs, seni unutursam, sağ elim işlemez olsun. Seni hatırlamazsam, seni en yüksek sevincimin üstünde tutmaz isem, dilim damağıma yapışsın...” 
 
“ABD İSRAİL’İN TANRISI ROLÜNE SOYUNUYOR”

Yani bugün ABD’nin tanıdığı Kudüs merkezli İsrail projesi ne 1897’de ne de 1917’de aniden ortaya çıkmış küresel bir proje değil, Tevrat ve İncil’de geçen kutsal ayetlerle desteklenmiş, siyasi, teo-stratejik ve küresel bir projedir. 

Siyonizm zaten bunu ifade ediyor; Sion’a yerleşmek ve yeniden güç olmak! 

Sadece güç olmak da değil, Kudüs merkezli bir Yahudi Devleti kurmak, önce bölge coğrafyasına sonra da dünyaya hakim olmak yani Tanrı Krallığı!

“İSRAİL’İN FİLİSTİN’İ YOK SAYMASIYLA DA FİLİSTİN YOK OLMAZ”

Her ne kadar dönemin İsrail Başbakanı Golda Meir, 1969 yılında, “Bir Filistin Halkı yoktur… Bizler gelip de onları kapıya koyduğumuz ve ülkelerini ellerinden aldığımız için değil. Onlar mevcut değildir. ” dese de...

Var olan bir sorunu görmezden gelmenin İsrail’i yaşatabileceği hiç düşünülmemelidir. Çünkü Kudüs merkezli kutsal toprakların binlerce yıllık asıl sahipleri Filistinlilerdir ve halen de o topraklarda yaşamlarını sürdürmektedir.

“FİLİSTİNLİ DEMEK ABD’NİN ÖLDÜRDÜĞÜ KIZILDERİLİ DEMEK DEĞİLDİR”

Bugün ABD’nin üzerinde oturduğu toprakların asıl sahipleri olan Kızılderilileri yok saymasıyla, İsrail’in bugünkü Filistinlileri yok sayması arasında derin bir uçurum vardır. 
 
ABD yeni keşfedilmiş bir coğrafyanın eski sahiplerini yok ederek Amerika’yı kurmuştur. Ancak yok olma sürecine giren Kızıldereliler yalnız bir uygarlık idi. Top tüfek ok yay bir yana, yalnız oldukları için zaten varlıklarını sürdürmeyi başaramadılar.

Bunu o uygarlığı küçüksemek kastıyla söylemiyorum, Filistin- İsrail meselesiyle ABD-İKızıldereli meselesi arasında var olan uçurumu vurgulamak için örnekliyorum.
Kızılderili uygarlığı denilince tek başına Kızılderililerle başlayıp Kızılderililerle biten bir insan uygarlığı akla geliyor. Her şey kendi coğrafyasına her şey kendi içerisinde olup bitiyor. 

“FİLİSTİN VE FİLİSTİNLİ TOPRAĞIN ASIL SAHİBİDİR”

Ama bugün Filistin’e baktığınızda, Kudüs’e baktığınızda sadece bilinen en eski insan uygarlıklarını görmekle kalmaz, bu uygarlıkların zincirleme devam ettiğini ve dünyaya yayıldığını görürsünüz. 

Bu uygarlıkların, insanlığın doğuşuyla birlikte bu kutsal ve zengin topraklara sahip olabilmek için yaptığı savaşları görürsünüz ta Hititlerden Roma’ya, Bizans’tan Araplara ve tarihe vurduğu güçlü damgasıyla Türklere…

“FİLİSTİN BİR UYGARLIĞIN ADIDIR”

Ve bu coğrafyada insanlığın birbirine devrettiği uygarlıklarla çok güçlü bir tarih yaptığını görürsünüz. Hititler, Lidya, Frigya, Komagene, Urartu, Medler, Persler, Asur, Babil, Elam, Akad, Filistinliler, İsrailoğulları, Mısırlılar, Araplar, Romalılar, Bizans ve Türklere kadar uzanan dünyanın eski insan uygarlıklarını, uğruna hala savaş yapılan zengin kaynakları, bereketli toprakları, kıtalararası ulaşım yollarını, güçlü bağlarıyla güçlü bir tarih görürsünüz.

Bu yaşayan uygarlıktır, yaşadıkça güçlenen bir uygarlıktır.

“TÜRK DESTEK VERMEZ İSE İSRAİLOĞULLARI HİÇBİR ŞEY YAPAMAZ”

Düşününüz ki böylesi güçlü bir coğrafyada bu Anadolu’da hala yaşayan hakim olan en eski uygarlık Türklerdir; Roma ve Bizans yaşatılmak için uğraşılsa da müzelerden öteye geçemeyecek olan tarihsel kalıntılardır. Bu nedenle Türk bu coğrafyanın en büyük gücüdür.

Türk’ün desteği olmadan bu coğrafyada cirit atabilmek sanıldığı kadar kolay değildir.

Buradan hareketle bir Filistin meselesinin bu ABD’nin bir Kızılderili meselesine benzemediğine dikkat çekmek istiyorum…

Yapayalnız bir coğrafyada yapayalnız Kızılderilileri topla tüfekle yok edebilirsiniz ama
kutsal toprakların merkezinde yaşayan ve toprağın asıl sahipleri oldukları dünyaca bilinen bir Filistinlileri bırakın topu tüfeği atom bombasıyla dahi yok edemezsiniz çünkü o size kadar yakındır ki atılacak her atom bombasının külleri önce sizi vurur.

Öte yanda…

“FİLİSTİN YALNIZ DEĞİLDİR”

Bugün için Kudüs merkezli bu coğrafya Hristiyanlık, Musevilik ve Müslümanlık için kutsaldır; her inanç kavmi bu kutsala sahip olmak için savaş vermektedir ve bu savaşta toprağın en eski sahibi Filistinliler önemli bir öğedir. 

Yani Filistin, İsrail siyasetinin yok saymasıyla yok olabilecek bir kavim değildir, üstelik ardında da – her ne kadar Araplar arasında bir birlik sağlanamasa da- Müslüman aleminin büyük bir desteği vardır. 

Kaldı ki bu mesele Türkiye için de önemli bir meseledir;
halkı Müslüman olan bir ülkenin lideri İsrail’e örtülü destek verse de Filistinlileri yok sayan bir siyaset bir şekilde açığa çıktığı zaman, halkın o lidere hala aynı desteği verebileceğini düşünmek bir hayalden öteye geçemez. 

Özetle Filistinliler hiç mi hiç Kızılderili örneğine benzemez, yalnız değildir.
 

Bu coğrafya da İsrail’e bırakılmış değildir, görüyoruz işte savaşlar hala devam ediyor. Bitecek gibi de değil…

Türkiye şimdi tavrını açık ve net ortaya koymalı, tarih böyle diyor.

Erdal Sarızeybek

Kaynak: MENORA/ Işığın Gölgesindeki Darbe

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ