14322 görüntülenme20 Haziran 2020
Bugün yani 20 Haziran 2020.
Genelkurmay İstihbarat Başkanı Tümgeneral Ali Serin’in emir astsubayı M.K'nin., FETÖ’den gözaltına alındığı ortaya çıktı. Türkiye’nin NATO’ya bağlı olmayan tek ordusu Ege Ordusu Komutanı Korgeneral Ali Sivri’nin emir subayı Binbaşı Fevzi Öztürk de 31 Mayıs’ta İzmir’deki FETÖ soruşturmasında tutuklanmıştı.

İSTİHBARAT BAŞKANI EMİR ASTSUBAYI
Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen "ankesör soruşturmaları" ve itirafçı beyanları kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen astsubay kıdemli başçavuş M.K, Ankara'da yakalandı. Aynı zamanda hakkında çok sayıda kişinin ifadesi bulunduğu belirtilen M.K. sorgulanmak üzere Malatya’ya getirildi. Zanlının emniyetteki işlemlerinin adından adliyeye sevk edileceği öğrenildi. M.K'nin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Tümgeneral Ali Serin'in emir astsubaylığını yaptığı bildirildi.

EGE ORDU KOMUTANI EMİR SUBAYI
Türkiye’nin NATO’ya bağlı olmayan tek ordusu Ege Ordusu Komutanı Korgeneral Ali Sivri’nin emir subayı Binbaşı Fevzi Öztürk de 31 Mayıs’ta İzmir’deki FETÖ soruşturmasında tutuklanmıştı.

İTİRAFLAR PEŞ PEŞE
Öte yanda AKP Medya Başkan Yardımcısı Emre Cemil Ayvalı "FETÖ'yle AKP kol kola girdiyse bunu farklı darbecileri tasfiye etmek için yaptı" dedi. 2014 yılında da AKP'li Abdurrahman Kurt, Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge’de çarpıcı bir itirafta bulunmuştu. AKP’nin eski milletvekili Kurt, “TSK’ya karşı ABD ve cemaatle işbirliği yapıldığını” açıkça söylemişti. Erdoğan ise Türk Ordusuna karşı kurulan kumpas için ‘aldatıldık’ demişti.

ERDOĞAN ALTINDA İMZAM YOK
Şimdi bu olaylar 13 Ocak 2009 tarihinde Meclis’te yaşanır. Usta partisinin grup toplantısında konuşurken muhalefetin "BOP eşbaşkanı’ eleştirilerine yanıt verir, şöyle ki; ‘Bu, aslında şu anda zaten doğmadan ölen bir proje durumuna düştü. Bunu kalkıp iki de bir, gerek ana muhalefeti gerek yavru muhalefeti, bu şekilde kullanıyor. Bunun bizi bağlayıcı yanı yok. Bu konuyla ilgili olarak bizi bağlayan, Tayyip Erdoğan'ın attığı bir imza yoktur. Bu sadece insani olarak bizim üstlendiğimiz görevdir.’

ERDOĞAN: BİZ BOP’TA İNSANİ BİR GÖREV ÜSTLENDİK
Yani Erdoğan demiş ki ‘Bana BOP eşbaşkanı eşbakanı deyip duruyorsunuz ama var mı altında benim imzam olan bir belge’ demiş ve de eklemiş ‘bu sadece benim üstlendiğim insani bir vazifedir’. Hatta Erdoğan bir adım daha ileri giderek ‘evet bir görevimiz var ama bu insani bir görev’ diyerek işi örtülüyor. İşte sözleri;

‘BOP, Ortadoğu barışına yönelik olarak kurulmuştur. Bunun yanında ekonomik kalkınmaya yönelik olarak kurulmuştur. Oradaki kadın hakları ve eğitime yönelik ve oradaki eğitim özgürlüğünü daha yukarılara taşımak amacıyla kurulmuş ve atılmış bir adımdır. Burada Türkiye’ye de bir görev verildi ve biz bu görevi üstlendik.’

Durum şu;
15 Temmuz kalkışmasını önleyemeyen Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar şimdi kalkışmayı önleyemeyen hükümetin Milli Savunma Bakanı oldu. Emekli olanlar hariç komuta heyetinin tepe kadrosu hala görevde hatta bir üst makama getirildi. Haklarında açılmış tek bir soruşturma dahi yok. Kalkışmayı zamanında haber alıp Hükümeti zamanında uyaramayan Milli İstihbarat Müsteşarı da hala yerli yerinde duruyor tıpkı kabine üyeleri gibi.

ÖRGÜTÜN TAVANDAKİ KRİPTO HÜCRELERİ ORTADA YOK
15 Temmuz’dan bugüne üç yıl geçti. Yargılamaların kimi bitti kimi ise sürüyor. Ama kim bu Fetö hücresi, kalkışmayı planlayan, tezgahlayan, harekete geçiren tıpkı Usta’nın dediği bu üç katlı çetenin ün üst katına çöreklenmiş ve Türk Ordusun yönetim kadrosuna sızdırılmış bu ihanet hücresi kim? Türkiye bunu hala bilmiyor. Bunda medyanın payı büyük olsa da Erdoğan’ın da payı büyük olmalı çünkü banka faiz oranlarından insanların kaç çocuk yapması gerektiğine kadar her alanda konuşan Erdoğan, iş bu Fetö hücrelerine gelince nedense konuşmuyor. ‘Fetö hain’ diyor, ‘bunlar çete’ diyor ama iş kalkışmayı yapan ve çete dediği bu yapının en üst katına çöreklenmiş bu hücreye gelince, isim vermiyor.

DAVA DAĞILDI, OLAYLAR ARASINDA BAĞLANTI KURMADILAR
Bu noktada toplum sabırla yargılama sürecinden çıkması gereken sonucu bekliyor. Özellikle de kalkışmayı planlayan tepe yani en üst kattaki ihanet çetesinin açıklanmasını bekliyor ama yargı kilitlenmiş! Her ilde ayrı ayrı davalar görülüyor. Anadolu’daki yargılamaları ise bir çırpıda ‘müebbet müebbet’ deyip bitirdiler bile. Bu yargılama şekliyle toplumun aradığı sorular bir cevap bulabilir mi derseniz. Hayır bulamaz.

ÖRGÜT VAR DAVA YOK

İşin en ağır trajedisi ise… Bu tespitler bir yana, bugün bu ülkede ne Fetö’ye ne de PKK terör örgütüne karşı açılmış bir çatı dava olmayışıdır. Evet, yanlış duymadınız. Doğrudur bu iki örgüte karşı açılmış bir çatı dava yoktur. Görüyorsunuz işte asker ayrı yargılanıyor, sivil ayrı yargılanıyor. Üstelik yargılanan asker de her ilde ayrı ayrı yargılanıyor. Memleketin en akıllısı siz olsanız da bu davalar arasındaki bağlantıyı kurmanız mümkün değil! Çünkü yargılamalar kişiler üzerinden gidiyor, örgüt üzerinden gitmiyor. Her kişi işlediği iddia edilen suçtan tek başına yargılanıyor, örgüt olarak değil! Hep birlikte görüyoruz işte Boydaklar ayrı yargılanıyor, imamlar ayrı, F Tipi ayrı.

FETÖ HAKKINDA AÇILMIŞ BİR ÇATI DAVA YOK
Hepsi bir çatı altında toplanmadan ve birbirleriyle arasındaki bağ ortaya çıkarılmadan bu örgütün ne olduğunu çözülebilir mi? Kaldı ki bile bile bu yargılama usulü seçildiğine göre, büyük resmin belki de görülmesi istenmiyor. Ama iş Türk Ordusuna gelince böyle yapmamışlardı. Kod Ergenekon demişler, tüm asker ve sivil kişileri Silivri’ye göndermişlerdi. Tek bir çatı dava altında hepsini yargılamışlardı. Peki bu Fetö için, bu PKK için tıpkısının aynısı neden yapılmadı, neden hala yapılmıyor?

PKK TERÖR ÖRGÜTÜ HAKKINDA DA AÇILMIŞ ÇATI DAVA YOK
Öte yanda, PKK terör örgütü hakkında açılmış bir dava bile yok, dedim. Doğrudur. Bugüne kadar açılmış olan davaların hepsi kişilere yönelik bireysel suçlar, bireyler yargılanıyor ama örgüt tüm ayaklarıyla birlikte yargılanmıyor. Allah aşkına örgütbaşı Öcalan nasıl yargılandı? Bir tek kendisi yargılandı. Bir tek ona ceza verildi, örgüte değil! Böylece gözlerine perde çekilen toplum bir bütün halinde ne Fetö’yü görebildi ne de PKK’yı.

Diyeceğim o ki Fetö’nün askeri kanadı denilerek açılan bu yüzlerce davalar birleştirilmeden, asker sivil ne olursa olsun hepsi tek bir örgüt çatısı altında toplanmadan, bu ülkede hiç kimse 15 Temmuz’da ne olduğunu bilemez. Bu hem bir trajedidir hem de bize silahlı ayağın Türkiye’deki siyasi ayak tarafından nasıl himaye gördüğünü ortaya çıkaran güçlü bir kanıttır. Ama istenirse çözülür bu işler çözülür...

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ