1266 görüntülenme09 Kasım 2018
Tarih: 10 Kasım 2015 Yer: İstanbul

Türk Milletinin Atatürk sevgisini hiç bir gücün yok edemeyeceğini söyleyen Erdal Sarızeybek, çocuklarımız Atatürk sevgisiyle büyüyor dedi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı devrimler ve vatanın ve milletinin bağımsızlığı için için verdiği mücadelelerle Türk Milletinin yüreğinde eşsiz bir yere sahip olduğunu vurgulayan Sarızeybek, bugünkü yöneticilerin bulundukları makamları da Atatürk ve silah arkadaşları tarafından verilen bu mücadeleye borçlu olduğunu hatırlattı.

Erdal Sarızeybek Atatürk, milli mücadele ve Cumhuriyet için şunları söyledi:

1921 Koçgiri isyanı ile desteklenen Yunan işgal kuvvetleri, 2’nci İnönü zaferiyle Bursa-Uşak hattında durdurulmuştu. Yunanlılar bu hattı, peşinden Kütahya-Eskişehir hattını da aşarak Sakarya’ya dayandı.

Türk Ordusu ise Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmiş, savunmaya geçmişti.
5Ağustos 1921’de Mustafa Kemal, Meclis tarafından onaylanan bir yasa ile Başkomutan olarak görevlendirildi.

7 Ağustos 1921’de ‘Tekalifi Milliye’ –ulusal yükümlülükler- emirleri yayınladı. Bu emirlerle, Türk Askeri’nin ihtiyacı olarak her aileden bir çift çorap, bir çift çamaşır ve bir çift çarık isteniyordu.Türk Ordusu’nun büyük savaş hazırlıklarından biri de buydu…

SAKARYA SAVAŞI

Sakarya’da kanlı bir savaş yaşandı.
Bir yanda Yunan ilerleyişi durdurulurken, öte yanda Türk ordularının 2’nci Viyana kuşatmasından(1683) Sakarya hattına(1921) kadar devam eden 238 yıllık geri çekilmesi de son bulmuştu.

Balkanlar’dan bu yana Mısır ve Gazze’de, Basra ve Bağdat’ta, Kafkas ve Doğu cephesinde aralıksız savaşan yorgun ve fakir Türk Milleti ve Türk Ordusu büyük bir zafer kazanmıştı.

Sakarya kaybedilmiş olsaydı, Ermenistan-Kürdistan projesiyle Sevr Antlaşması uygulanacak, Osmanlı Devleti fiilen dağıtılmış ve Anadolu’da 1.000 yılık hakim güç Türk varlığı tarihten silinmiş olacaktı ama buna fırsat bulamadılar.
Mustafa Kemal’e ‘Mareşal ve Gazi’ unvanı verildi.

İNÖNÜ ZAFERİ

Bu süreçte İtalyanlar Antalya bölgesini terk ederek işgalden geri çekilmişti(5 Temmuz 1921).

Ruslarla önce Moskova Antlaşması(16 Mart 1921), ardından Kars Antlaşması(13 Ekim 1921) yapılmış, doğu sınırı çizilmiş; emniyete alınmıştı.

Fransızlarla Ankara Antlaşması(20 Ekim 1921) yapılmış, güney sınırı çizilmiş; emniyet sağlanmıştı.

Tüm bu anlaşmaların yapılmasında, 1 ve 2’nci İnönü savaşlarıyla Sakarya Meydan Savaşı’nın kazanılmış olmasının payı büyüktür.

BÜYÜK TAARRUZ


12 Eylül 1921’de, Yunanlılar Eskişehir-Afyon hattında, Türk Ordusu ise Sakarya hattında yeni bir savaşa hazırlanmak üzere tertiplenmeye başladı. Malazgirt’in sonra Türk ulusunun kaderini tayin edecek ikinci büyük savaşın sesleri Ankara’dan duyuluyordu…

Eylül 1921-Ağustos 1922 arası asıl büyük savaşın hazırlıklarıyla geçti.
Türk Tarihi, büyük Başkomutanlık Meydan Savaşı’nı bekliyordu…

Tıpkı 1071 Malazgirt savaşının başladığı 26 Ağustos günü gibi, Türk-Yunan savaşı da bir 26 Ağustos(1922) günü başladı.

30 Ağustos’ta, Afyon-Eskişehir hattındaki Yunan ordusu yenilgiye uğratıldı; büyük zafer kazanıldı.

9 Eylül’de İzmir kurtarıldı.


BÜYÜK ZAFER

Anadolu 1914’ten beri fiilen süren büyük işgalden Türk Ulusu artık kurtulmuştu…
Avrupa’nın geçilmez dediği Yunan savunma hattı 36 saatte aşılmış ve Afyon kurtarılmıştır.

Başkomutanlık Meydan Savaşı’nı şöyle de görebiliriz:

Afyon-İzmir arası yaklaşık 400 kilometredir. Bir komando askerinin saatte dört kilometre yürüdüğü varsayılırsa, bir günde alacağı mesafe kırk kilometre olur. On gün durmaksızın yürümesi halinde ulaşacağı mesafe 400 kilometredir.
Bu da demektir ki, milletinden ödünç aldığı bir çift çarıkla Yunan’la savaşan Mehmetçik, hiç durmaksızın on gün boyunca düşmanı kovalamış ve İzmir’e ulaşmıştır…

CUMHURİYET KURULUYOR

11 Ekim 1922’de, Büyük Zafer sonrası İngiliz-İtalyan ve Fransızlarla yeniden masaya oturuldu ve Mudanya Antlaşması imzalandı…
Savaşta yenik düşen Yunan’ın delegeleri toplantıya katılmamış; ancak 14 Ekim’de bu anlaşmayı imzalamak durumunda kalmışlardı. Bu anlaşmayla Türk ve Yunan orduları arasında ateşkese gidilmiş, Ege bölgesi ve Doğu Trakya Yunan işgalinden arındırılmıştı.

TBMM, Doğu Trakya’nın teslim alınması ve orada Türk yönetiminin kurulmasıyla ilgili olarak Refet Paşa’yı görevlendirdi.

19 Ekim 1922’de, Refet Paşa TBMM temsilcisi olarak İstanbul’a gitti ve halkın büyük bir coşkusuyla karşılandı.

20 Kasım 1922’de, Anadolu’da kurtuluş savaşı başarıya ulaşmış ve Lozan’da nihai barış görüşmeleri başlatılıyordu.

LOZAN ZAFERİ

Lozan barış görüşmelerine diğer ülkelerin yanı sıra İngiltere’den Lord Curzon, Fransa’dan Barere, İtalya’dan ise Garroni başkanlığındaki heyetler katıldılar. Yunanistan ‘Venizelos’, Boğazlarla ilgili görüşmelere katılmak için Lozan’a gelen Sovyet heyeti ise ‘Çiçerin’ başkanlığında temsil edildiler. ABD de gözlemci sıfatıyla konferansa katılmıştı.

Ankara Hükümeti’ni İsmet İnönü başkanlığında bir heyet temsil ediyordu.

4 Şubat 1923 - 23 Nisan 1923 tarihleri arası Lozan Barış Konferansının bir kesilme dönemi yaşandı.

23 Nisan’da, konferansın ikinci dönemi tüm heyetlerin Lozan’a ulaşmasından sonra yeniden başlatıldı.

24 Temmuz 1923’te, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tapusu olarak görülen Lozan Antlaşması, imzalandı.

29 Ekim 1923’te, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu…

BU VATAN KOLAY KAZANILMADI


Bu noktada ilk cevap bulmamız gereken soru şudur; ne pahasına, ne pahasına bu topraklar vatan olmuş ve Cumhuriyet kurulmuştur?

Bu pahanın ölçümü zordur ancak söyleyeceklerimiz bir fikir verebilir… Genel bir bakışla Osmanlı Türk Devleti 1299’da kurulmuş, ancak daha öncesindeki Türklerin Anadolu’daki izleri ve hakimiyetleri Sümerlerle başlayıp Hititler üzerinden hep süregeliyor, diyebilirsiniz; savaşılmış ve bedeli ödenmiştir de diyebilirsiniz ama öncesi de vardır…

Bizans Bayrağı’nın Anadolu’da gönderden indirilerek Türk Bayrağı’nın çekiliş tarihi, 26 Ağustos 1071 olarak kayıtlara geçirilmiş olabilir. Bu savaşta Bizans yenilmiş, Anadolu coğrafyası Doğu’dan Batı’ya doğru Türk hakimiyeti altına girmeye başlamıştır da diyebilirsiniz.

Ama bunlar, Anadolu’da ödenmiş bedellerin tarihini değil, Malazgirt’te yapılmış bir savaşın sonucunu gösterir. Bu demek değildir ki Malazgirt öncesi Türkler Anadolu’da yoktur, bedel ödenmemiştir!

Elbette ki Türkler hep vardır tıpkı Süryanilerin, Ermenilerin, Nesturilerin Yahudilerin olduğu gibi. Anadolu’daki mesele var olmak değil, var olmanın bedelini ödemektir çünkü bedelini ödeyen bu topraklarda hakim güç oluyor, laf söyleyenler değil!

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ