Politika
19 Ekim 2017 ( 3671 görüntülenme )

MENORA... YEDİ KOLLU ŞAMDAN'IN İLGİNÇ ÖYKÜSÜ...

MENORA... YEDİ KOLLU ŞAMDAN 

BU ANLATILANLAR TEVRAT'TA GEÇER...

Sina Dağı’nda yapılan Buluşma Çadırı için Tanrı’nın buyrukları sadece konut yapımını değil aynı zamanda konut içine konulacak malzemeleri de kapsıyordu. Bunların başında malzemelerin cinsi geliyordu ki bunlar altın, gümüş ve tunç olarak belirlenmişti. 
On emrin konulacağı anlaşma sandığı ki akasya ağacından yapılmıştı. Ve üzerinde ekmek sunulan ve yine akasya ağcından yapılmış masa ile kutsal yol gösterici ışık verecek olan şamdan Tanrı konutunun ayrılmaz parçalarıydı...

Ve Tanrı Musa’ya seslendi:
“İsrailliler’e söyle, bana armağan getirsinler. Gönülden veren herkesin armağanını alın. Onlardan alacağınız armağanlar şunlardır: Altın, gümüş, tunç; lacivert, mor, kırmızı iplik; ince keten, keçi kılı, deri, kırmızı boyalı koç derisi, akasya ağacı, kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat, başkâhinin efoduyla göğüslüğü için oniks ve öbür kakma taşlar. Aralarında yaşamam için bana kutsal bir yer yapsınlar. Konutu ve eşyalarını sana göstereceğim örneğe tıpatıp uygun yapın.”


Ve Tanrı anlaşma levhalarının konulacağı anlaşma sandığının akasya ağacından yapılmasını ve saf altınla kaplanmasını Musa’ya bildirdi:
“Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun. İçini de dışını da saf altınla kapla. Çevresine altın pervaz yap. Dört altın halka döküp dört ayağına tak. İkisi bir yanda, ikisi öbür yanda olacak. Akasya ağacından sırıklar yapıp altınla kapla. Sandığın taşınması için sırıkları yanlardaki halkalara geçir. Sırıklar sandığın halkalarında kalacak, çıkarılmayacak. Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy. 

“Saf altından bir Bağışlanma Kapağı yap. Boyu iki buçuk, eni bir buçuk arşın olacak. Kapağın iki kenarına dövme altından birer Keruv yap. Keruvlar’dan birini bir kenara, öbürünü öteki kenara, kapakla tek parça halinde yap. Keruvlar yukarı doğru açık kanatlarıyla kapağı örtecek. Yüzleri birbirine dönük olacak ve kapağa bakacak. Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy. Seninle orada, Levha Sandığı’nın üstündeki Keruvlar arasında, Bağışlanma Kapağı’nın üzerinde görüşeceğim ve İsrailliler için sana buyruklar vereceğim[1].”


Ve Tanrı Buluşma Çadırı’nda anlaşma sandığının üzerine konulacağı masanın da akasya ağacından yapılmasını ve saf altınla kaplanmasını Musa’ya buyurdu:
“Akasya ağacından bir masa yap. Boyu iki, eni bir, yüksekliği bir buçuk arşın olacak. Masayı saf altınla kapla. Çevresine altın pervaz yap. Pervazın çevresine dört parmak eninde bir kenarlık yaparak altın pervazla çevir. Masa için dört altın halka yap, dört ayak üzerindeki dört köşeye yerleştir. Masanın taşınması için sırıkların içinden geçeceği halkalar kenarlığa yakın olmalı. Sırıkları akasya ağacından yap, altınla kapla. Masa onlarla taşınacak. Masa için saf altından tabaklar, sahanlar, dökmelik sunu testileri, tasları yap. Ekmekleri sürekli olarak huzuruma, masanın üzerine koyacaksın.”

Ve Tanrı yedi kollu şamdan(Menora) için Musa’ya emir verdi:
“Saf altından bir kandillik yap. Ayağı, gövdesi dövme altın olsun. Çanak, tomurcuk ve çiçek motifleri kendinden olsun. Kandillik üç kolu bir yanda, üç kolu öteki yanda olmak üzere altı kollu olacak. Her kolda badem çiçeğini andıran üç çanak, tomurcuk ve çiçek motifi bulunacak. 
Altı kol da aynı olacak. Kandilliğin gövdesinde badem çiçeğini andıran dört çanak, tomurcuk ve çiçek motifi olacak. Kandillikten yükselen ilk iki kolun, ikinci iki kolun, üçüncü iki kolun altında kendinden birer tomurcuk bulunacak. Toplam altı kol olacak. 
Tomurcukları, kolları tek parça olan kandillik saf dövme altından olacak. “Kandillik için yedi kandil yap; kandiller karşısını aydınlatacak biçimde yerleştirilsin. Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak. Bütün takımları dahil kandilliğe bir talant saf altın harcanacak. Her şeyi sana dağda gösterilen örneğe göre yapmaya dikkat et[2].”

Ve Tanrı Musa’dan kutsal ışığı yakmasını istedi:
 “İsrail halkına buyruk ver, kandilin sürekli yanıp ışık vermesi için saf sıkma zeytinyağı getirsinler. Harun’la oğulları kandilleri benim huzurumda, Buluşma Çadırı’nda, Levha Sandığı’nın önündeki perdenin dışında, akşamdan sabaha kadar yanar tutacaklar. İsrailliler için kuşaklar boyunca sürekli bir kural olacak bu[3]…”

Günümüzde Yedi Kollu Şamdan olarak bilinen ve İbranicede “Menora” olarak adlandırılan şamdanın birçok sembolik anlamı vardır. Menora’nın ilk anlamı “Daimi Işık”ı simgelemesidir.
 
Tanrı yeri ve göğü yarattıktan sonra ilk olarak “Yei Or - Işık olsun” demiştir. Bu ışık bir bakıma evrenin ve ruhlarımızın aydınlığını simgelerken, ışığın bilimin aydınlığını ifade etmesi noktasından hareketle, Menora aynı zamanda bilimin devamlılığını ve sonsuzluğunu sembolize etmektedir.

Tanrı’nın Musa’ya talimatı aynen şöyledir:
“Ve som altından bir şamdan yapacaksın. Şamdanın kaidesi ve kolları çekiçle işlenecek. Sütun başları, çanakları, çiçekleri tek bir parça halinde olacak. Hepsi bir talant altından yapılacak. Bak ve sana dağda gösterilen örneklerine göre yap [4] …”

Musa, dağda Tanrı’nın kendisine ateşlerle çizip gösterdiği Menora figürünü aklında tutarak Sinay Dağı’ndan aşağı inmiş çok yetenekli bir çizimci ve sanatçı olan Yeuda Kabilesi’nden Ben Hur’a bu Tanrısal gerecin tarifini vermiştir. 

Menora’nın boyu, ortalama bir insan boyu veya biraz daha uzun olacak, ortadaki merkez kolun iki yanında üçer kol daha olacaktır. Kolların başlıklarında badem çiçeği biçiminde içleri saf zeytinyağı ile dolu kaseler olacaktır. 

Menora tek parça altından yekpare yapılacak, dövme işçiliğiyle, sadece çekiçle vurularak şekillendirilecektir. Menora yedi kollu oluşu itibariyle, antik Dönem Bilimi’nin yedi ana temeli olan aritmetik, geometri, astroloji, simya, retorik, müzik ve etniği simgeler.

Menora’nın yedi ışığı yaradılışın 7 gününü sembolize eder. Altı çalışma günü ve yedinci dinlenme gününü yani Şabat’ı. Menora aynı zamanda İsrailoğullarının Mısır’ı terk edişleri ile Sinay Dağı eteklerinde Tora’yı alışları arasında geçen yedi haftayı (Şeva Şavuot) temsil eder. 

Bu bağlamda Menora; özgürlüğe kavuşma mutluluğu ile bir disiplin zorunluluğu arasındaki zamanı simgeler ki, disiplinsiz özgürlüğün hürriyet değil, başıbozukluk olduğu düşüncesinin temelini oluşturur. Menora’daki merkez kolla diğer kollar arasındaki mesafe ve yükseklik eşittir. Bu da adaleti simgeleyen merkez kola göre, yanlarındakilerin durumu adalet karşısındaki eşitliğin göstergesidir.
     
İlk orijinal Menora, Betsalel Ben Uri Ben-Hur tarafından Tanrısal yönergelere göre çizilmiş, yapılmış ve çölde bulunan Kutsal Çadır “Mişkan”ın en kutsal iç bölüm “Kadoş aKodaşim”e yerleştirilmiştir. 

Daha sonra, Kutsal Topraklara ayak basıldığı zaman, Yeoşua Bennun tarafından Şilo’ya getirilmiştir. Şlomo Ameleh Yeruşalayim’de “Bet-Amikdaş”ı inşaa ettirdiği zaman, bütün kutsal objeler “Bet-Amikdaş”a taşınmıştır. Şlomo esas Menora’nın iki yanına beşer tane daha menora yerleştirmiştir. Bundan amaç esas Menora’yı korumak ve tapınağı gümüş ve altınlarla donatmaktır. 

M.Ö.586’da I.Bet-Amikdaş yıkılınca bütün bu kutsal objeler Babil’e taşınmıştır. Fakat Perslerin Babil’i fethinden sonra Cırus bu hazinelerin büyük bir bölümünü, Yeruşalayim’i ve mabedi yeniden inşaa etmek amacıyla, kutsal topraklara geri getirtmiştir. Menora o sıralarda muhtemelen ya tamir görmüş veya kaybolanın yerine yenisi yapılmıştır.

MENORA

6. yüzyıl tarihçilerinden Kesaryalı Procopius, Menora’nın Bizans İmparatoru Belisarius’un şerefine birçok hazineyle birlikte Bizansın başkenti Constantinopl’a gönderildiğini yazar. Daha ileri tarihlerde İmparator Jüstinıen Menorayı uygun bir vakte kadar muhafaza ettikten sonra, tekrar Yeruşalayim’e göndermiş ve onu kiliselerden birinde sıkı bir koruma altında saklamıştır.  

M.S.638 yılında Arapların Yeruşalayim’i fethetmelerinden itibaren Menora bir daha hiç ortaya çıkmamıştır. Belki de Persler M.S.614 yılında Yeruşalayim’i terketmek zorunda kaldıkları zaman onu götürmüşlerdir. 

Efsaneye göre Menora ya Yeruşalayim’de, ya da Şilo’da gömülüdür. O Maşiah’ın gelmesini ve mabedin yeniden inşaa edilmesini beklemektedir [5] . Yahudiler için ışık kutsaldır. Sürekli yanması için Tanrı Buyruğu vardır ve ışık için, Tanrı Menora/Yedi Kollu Şamdan’ın yapılmasını emretmiştir. 

Işık Yahudiler için yol göstericidir. Yahudiler, Hanuka adı verilen ve her yıl Aralık ayı içinde Hanuka bayramı yaparlar. Bu bayram, Tanrı’nın varlığı ve yol göstericiliğini kutlamak için yapılır.
 
Yeruşalayim’deki Bet-Amikdaş/Süleyman Mabedi’ni tekrar kontrollerine geçiren Yahudiler, devamlı yanması gereken Menora’yı vakit kaybetmeden yakmak istediler. Bunun gerçekleştirilebilmesi için özel bir şekilde hazırlanmış saf zeytinyağına ihtiyaçları vardı. Fakat bu niteliği taşıyan bulabildikleri yağ miktarı, Menora’nın sadece bir gün yanabilmesine yetecekti. Diğer yandan bu yağın hazırlanması için sekiz güne ihtiyaçları vardı. 

Bir mucize oldu ve eldeki bir günlük yağ, sekiz gün boyunca yandı. Bu olayın anısına Yahudiler çağlar boyu Hanuka’nın sekiz günü boyunca mumlar (ya da daha makbul şekliyle, zeytin yağına bulanmış fitiller) yakarlar. 

 Hanuka ‘nın teması Yahudi düşüncesi ve yaşamında  en önemli yere sahip olan ışıktır. Yahudiler, Hanuka mumlarından başka, Şabat mumları, Bayram mumları (Yom Tov) ve ayrılan ruhu hatırlama anısına mum yakarlar.
 
 Aslında dünyanın yaradılışının Tanrı’nın ‘Işık olsun’ demesiyle başladığı öğretilmiştir:
“Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde hareket ediyordu. Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu. Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi.[6]


Yahudi kaynaklarına göre Hanuka mucizesi büyük askeri zaferler de içerir. Küçük Yahudi ordusu büyük Helen gücüne karşı bir zafer kazanmıştır. Az, çoğu yok etmiştir. Savaş ve kan dökme Yahudi milleti tarafından istenmeyen bir şey olmuştur, sadece savunma zorunda oldukları bir felaket olarak görürler. Savaş ve cinayet özü bozar ve Hanuka hikayesinde olduğu gibi kaçınılmaz olduğu zaman bile, Yahudiler için savaşı anımsamak veya kutlamak değerli değildir.

Yahudi kaynaklara göre,
Hanuka’da, askeri törenler düzenlemez veya savaş kahramanları onurlandırılmaz. Bu cümlesinde Golda Meir bunu çok güzel açıklamaktadır:       “Bir gün düşmanlarımızın çocuklarımızı öldürmelerini affedebiliriz ancak çocuklarımızı katil ettikleri için asla onları affetmeyeceğiz [7].”

 Yahudiler için ışık kutsaldır. Yol göstericidir. 

Işığın kutsallığını Menora/Yedi kollu şamdan yansıtır.  

Bu kutsallık Hanuka Bayramı ile kutlanır. 

Ülkemizde de Menora, 2004 yılında Shov Tv’den Ali Kırca’nın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakanlık makamında yapmış olduğu söyleşide ekranlarda görüntülenmiştir. 

Başbakanlık konutu başköşesinde Yedi Kollu Şamdan'ın neden gösterildiği hala anlaşılamamıştır...

Erdal Sarızeybek

Kaynak: MENORA/ IŞIĞIN GÖLGESİNDEKİ DARBE
Erdal Sarızeybek adlı yazara ait Menora kitabını alabileceğiniz siteleri inceleyin
 


[1] Çıkış, Bölüm 25: 1/22.
[2] ÇIKIŞ 25:23/40.
[3] Tevrat/ Çıkış, Bölüm 27.
[4] Çıkış, Bölüm 25: 30-31.


[5] Sevinon: Türk Musevileri Sitesi; www.sevinon.com.
[6] Eski Ahit/Tevrat/ Tekvin, Bölüm 1:1-5.
[7] Sevinon.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ