Erdal Sarızeybek yazdı: ‘Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak’

ABD İran Devrim Muhafızları Komutanı General Süleymani’yi vurdu. Kriz tırmanıyor… Peki olayın Türkiye’de yapılan 17/25 operasyonlarıyla ne ilgisi var derseniz, hem de çok büyük ilgisi var. Anlatayım…

17/25 operasyonunu kim neden tetikledi?

“Bu operasyona konu olan olaylar masaya serildiğinde, asıl meselenin İsrail’in güvenliği için İran’a karşı koyulan yaptırımlar olduğunu görüyoruz. Bu dava bir yanda, Zarrab üzerinden İran’a yönelik yaptırımların delinmesiyle ortaya çıkan ‘altın kaçaklığı ve yolsuzluk’ olaylarına…Diğer yanda, MİT TIR’ları üzerinden yabancı bir ülkeye yapılan silah sevkiyatına gidiyor ki her iki durumda da karşımıza İsrail çıkıyor. Neden İsrail, çünkü ABD bu yaptırımları kendisi için koymadı ki, İsrail’in güvenliğini sağlamak için bu işe soyunmuştu. İran’ın nükleer silah üretim faaliyetlerini engellemek istiyordu.”

ZARRAB VAKASI ARDINDA İSRAİL VE İRAN’

“ Bakmayın siz Zarrab diyerek, Ebru Gündeş diyerek, kaçak yalı diyerek işi magazinleştirip dikkat dağıtmaya çalışanlara… Onların kimi figüran kimi sahnenin dekoru ama asıl oyuncu İsrail. Öte yanda İsrail’i açığa vuran olaylar bugün de yaşanmıyor mu zaten. Neredeyse her gün ABD İran’ı tehdit ediyor. Dünya ‘ha vurdu ha vuracak’ endişesiyle İran’a karşı yapılacak operasyonu bekliyor. Herkes endişe içerisinde çünkü İran vurulursa Ortadoğu hiç beklenmedik olaylara sahne olabilir. Güç dengeleri bir anda bozulabilir.”

‘İRAN TÜRKİYE ÜZERİNDEN HİZAYA GETİRİLMEK İSTENİYOR’

Burası Ortadoğu. Hem küresel emperyalizmin savaş arenası hem de tüm insanlık adına kutsal olan topraklara ev sahipliği yapan teo-stratejik bir merkez. Dolayısıyla şimdi İran’ı vuralım demekle iş bitmez, sonrası var. Sonrasının da nereye kadar uzanacağını kimse bilemez. İşte bu nedenledir ki İran’ın vurulması bu aşamada olası değil, yaptırımlarla hizaya getirilmek istendiği ortada.”

MİT TIR’ları üzerinde yapıldığı ileri sürülen silah sevkiyatına gelince…

Bu da İsrail’in konusu. İsrail’in asıl hedefi İran. İsrail’in bu coğrafyada kendi varlığına karşı gördüğü en ağır tehdit. Nükleer silah sahibi bir İran’ın İsrail’i yok edebileceği düşüncesi hep vardı, şimdi de var. Bu tabloda bu silah sevkiyatı konusu ayrı bir önem kazanıyor. Çünkü bu silahların Suriye ve Lübnan’da başta Hizbullah olmak üzere diğer İsrail karşıtı dinci grupların eline geçmesi İsrail’e yönelik ayrı bir tehdit oluşturuyor.”

‘ASIL HEDEF İRAN’

“ Bu noktada İsrail’in asıl amacı İran’ı vurmak değil, önce Esad rejimine bu sayılan gruplar eliyle verilen desteği kesmek. Sonra bu rejimi devirip yerine İsrail yanlısı bir yönetimi işbaşına getirmek. Ardından Lübnan’daki Hizbullah örgütünü enterne ederek İran’ı yalnızlaştırmak. Ve tehdit hala devam ederse son çare İran’ı vurmak. İsrail’in öncelikleri böyle sıralanıyor. Yani ’yaptırımlarını deldiniz’ iddiasıyla davayı açan Amerika olsa da bu işten asıl rahatsız olan İsrail, ABD’yi bu konuda harekete geçiren de İsrail. 

Hal böyle olunca, Zarrab üzerinden milyarlarca dolarlık para akışının İran’a yönlendirilmesi ve Suriye’ye yapılan silah sevkiyatıyla Usta’nın neden İsrail’in hedefi haline gelmiş olduğunu anlayabiliyoruz. “

‘17/25 TÜRKİYE’NİN İRAN POLİTİKASINI DEĞİŞTİRMEK OPERASYONUDUR’

“Şimdi diyeceksiniz ki ‘bir yaptırım meselesi koskoca Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nı ve onun üzerinden Türkiye’yi hedef alabilecek kadar büyütülebilir mi? İşin arkasında İsrail varsa, onun güvenliği ve bekası söz konusu ise elbette büyütülebilir çünkü İsrail bu. İsrail’i diğer devletlerden ayıran en büyük özellik Tevrat’ta yazılı ayetlere kökten bağlı bir din devleti oluşudur. Siyaset buna şekilleniyor, hedefler buna göre seçiliyor. Neredeyse tüm dünyadan İsrail’e verilen desteğin altında da bu yatıyor.

 Bu açıdan baktığınızda, İsrail’in bir din devleti olarak İran’ı kat be kat solladığını söyleyebiliriz. Belki bizi yanılgıya düşüren İsrail’in görünürdeki 9 milyonluk varlığı olmalı ama iş öyle değil. “

‘BOP BİR İSRAİL PROJESİ’

“İsrail Tevrat’tan güç aldığı için kendini Filistin, Lübnan, Suriye, Ürdün ve Mısır arasında sıkışıp kalmış küçük bir devlet olarak görmüyor. Böylesi küçük bir devlet olarak da hareket etmiyor. En az üç bin yıllık tarihsel ve dinsel bir varlığa sırtını dayamış. Bugün Amerikalı neden Büyük İsrail demiyor da Fenike diyor. Çünkü meselenin arka planında İsrailoğulları var. Bakınız İsrail Bayrağına, sembolü Davut Yıldızı. Bakınız devlet nişanına, Yedi Kollu Şamdan. Bunların hepsi kaynağını Tevrat’tan alıyor. Yani karşımızda küçücük bir İsrail değil, binlerce yıl öncesinden teo-stratejik varlığını toplayıp günümüze getirmiş olan bir İsrail var.”

Ortadoğu’daki her taşın altında İsrail’in olmasa bile, 17/25 taşının altında olduğundan hiç şüphe yok. İsterseniz size küçük bir hikaye anlatayım…

‘İSRAİL’İN SEÇİLMİŞ KİŞİLERİ’

Binlerce yıl önce İsrailoğulları Mısır’dan çıkar. Sina Dağı’na gelir. Hz. Musa, On Emir derken Çölü aşar ve Amerikalının ‘Fenike’ dediği Kenan diyarına ulaşır. Filistin toprakları aralarında pay edilir. Bu süreçte henüz bir kralları yoktur. On iki İsrail kabilesi Kahinlerle yönetilmektedir. ‘Bizim de bir kralımız olsun’ derler ve Tanrı’ya yakarırlar. Böylece ilk kral Saul olur ve bizim hikayemiz de burada başlar… Kral Saul, on iki İsrail kabilesi arasında pay edilmiş toprakları ele geçirmek için hep savaştı. Amaleklileri yenilgiye uğrattı. Hedefi Filistin halkıydı. 

Ve bir gün Tanrı, bu Amaleklilere çok öfkelendi. Çünkü onlar İsrailoğullarına karşı durmuşlardı. Bu yüzden onları cezalandıracaktı. Samuel’e seslendi, kararını bildirdi. O da Kral Saul’u çağırıp Tanrı’nın buyruklarını iletti:

‘Tanrı diyor ki, ‘İsrailliler’e yaptıkları kötülükten ötürü Amaleklileri cezalandıracağım. Çünkü Mısır’dan çıkan İsrailliler’e karşı koydular’. Şimdi git, Amaleklilere saldır. Onlara ait her şeyi tümüyle yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Kadın erkek, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür.’

‘SEÇİLMİŞ KİŞİLER İSRAİL’E HİZMET ETMEKLE YÜKÜMLÜDÜR YOKSA CEZALANDIRILIYOR’

Saul hemen ordusunu Telaim’de topladı. Amalek Kenti’ne vardı. Kenti kuşatıp vadide pusu kurdu. Çıkan savaşı kazandı. Halkın tamamını kılıçtan geçirdi. Ama Kral Agak’ı öldürmedi. Bir de onların en iyi koyunları, sığırları, besili danaları ve kuzularını esirgedi. Gökyüzünden durumu izleyen İsrail’in Tanrısı buna çok kızdı ve bu öfkesini Samuel’e anlattı:‘Saul’u kral yaptığıma pişmanım. Beni izlemekten vazgeçti. Buyruklarımı yerine getirmedi.’ Ve yeni bir kral seçtiğini bildirdi.

Hikaye bu...
Buradan biz, Tevrat’a göre, Filistinliler açısından İsrail’e karşı çıkmanın cezasının ‘yok edilmek’ olduğunu, Saul açısından ise ‘Kral da olsanız, yoldan çıkarsanız eğer hizaya getirilirsiniz’ anlamına geldiğini anlıyoruz. Şimdi diyeceksiniz ki ‘17/25’le bu ne alaka’. Elbette ki Tevrat’ta geçen bu ayetin İsrail tarafından bir algı operasyonu olarak kullanıldığı açık.

‘FETÖ’YÜ DEVLETİN İÇİNE SIZDIRANLAR PROJENİN SİYASİ AYAĞI’

Ancak İsrail gibi Tevrat’a dayalı bir din devleti açısından yaptırımlara karşı çıkmanın ne ölçüde önemli olduğunu bize gösterebiliyor. Özetle 17/25 dış kaynaklı bir siyasi operasyondu. Bu operasyonun hedefinde Usta ve yakın çevresi vardı. Bu operasyonda cemaat temelinde yükselen Fetö‘nün kripto hücreleriyle F Tipi kadroları Usta’ya karşı kullanıldı. Bunun sonucu olarak İran’a yönelik dış politika değiştirildi. Yaptırımlar baskıyla uygulatıldı.

‘TÜRKİYE’NİN İRAN POLİTİKASI İPOTEK ALTINDA’

“Artık bu mesele Usta ve yakın çevresiyle de sınırlı değil. İsrail’in güvenliğini tehlikeye düşürdüğü savıyla şimdi Türkiye yola getirilmek isteniyor. Sırada Suriye var, Irak var ve yine İran var… Usta ‘Söz Konusu Vatandır’ diyerek İsrail yörüngesinden çıkmaya kalkıştığı anda, görülen o ki yakındır silah sevkiyatının da gündeme gelmesi. Sonrası nereye kadar gider, bunu hiç kimse öngöremiyor. Bu da bize meselenin artık Usta değil, Türkiye’nin ulusal güvenlik meselesi olduğunu açıklıyor.”

‘ERDOĞAN KISKAÇTA’

“ Bu davalar üzerinden Türkiye, iç ve dış politikada pazarlık masasına oturtulmaya zorlandı hala zorlanıyor. Türkiye’nin özellikle İran, Irak ve Suriye politikalarında tam bağımlı hale getirilmek isteniyor. Tabii burada bu üç ülkenin adı geçince hemen akla ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ geliyor. Ermenistan, Kürdistan ve Büyük İsrail projeleri öne çıkıyor. Anahtar Türkiye’de olunca 17/25’in boşa yapılmadığı ortaya çıkıyor. Bu durumda nereden bakılırsa bakılsın Usta, ABD ve İsrail tarafından kıskaca alınmış durumda.”

Peki bu iş bitti mi?..

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ