Dünya
08 Aralık 2016 ( 2412 görüntülenme )

EŞŞEK BİLE AYNI ÇUKURA İKİ KEZ DÜŞMEZ

Bilerek ve isteyerek düşerse ne olur… "Eşek bile aynı çukura iki kere düşmez" deyimi bir atasözüdür.
Türkiye, ABD-Irak(1991) savaşında ABD’yi destekledi, bakınız sonuç ne oldu, bu bir Genelkurmay resmi basın açıklamasıdır( 12 Nisan 2007);

 “1991 yılındaki Körfez harekâtından sonra Kuzey Irak’taki 36. paralelin kuzeyinde bırakılan bölgede, bitme noktasına gelen terör örgütü PKK, orada güç kazanmaya başlamış ve 1992’den itibaren terörün boyutu zirveye çıkmıştır. Bu savaşta Türkiye Cumhuriyeti koalisyon güçlerine destek vermiştir. Ancak sonucunda Türkiye zarar görmüştür. 36. paralelin kuzeyinin Saddam’a yasaklanmasıyla, bu, kuzeydeki insanları korumakla birlikte aynı bölgede PKK’ya korunma bölgesi oluşturmuş ve bugünkü durumu da yaratmıştır. Hȃlȃ da bu durum artarak devam etmektedir. O karakolların basılması, kitle halinde zayiat verdiği dönemler hep bu döneme rastlar.”

Öte yanda Türkiye, bu savaşta yaklaşık 100 milyar dolarlık bir ekonomik kayba uğruyor. Savaş sonrasında uluslararası bir Kürt sorunu ile karşı karşıya kalıyor. Irak kuzeyinde Kürdistan adıyla Özerk Kürt yönetimi kuruluyor. Sayıları on bini aşkın bir PKK tehdidi ortaya çıkıyor. Kısacası Türkiye, Körfez savaşında izlediği Özal siyasetiyle kaybeden taraf oluyor.

Devam edelim…

Türkiye, ABD-Irak(2003) savaşında ABD’yi destekledi, bakınız sonuç ne oldu, bu bir Genelkurmay resmi basın açıklamasıdır;

 “Daha önceleri PKK ile mücadele içinde olan Kuzey Irak’taki Kürt gruplarından bir tanesi ki bir zamanlar KYB, PKK ile birlikte o Kürt grubuna saldırıyordu, şimdi doğal bir müttefik haline gelmiştir ve Kuzey Irak’ta çok büyük bir hareket serbestisine sahiptir. Eskiden katırlarla gittikleri yere şimdi taksilerle gidiyorlar.Buna ait görüntüler elimizde. Bu da ikinci Körfez harekâtının Türkiye açısından olumsuz bir sonucu olmuştur”.

Şimdi bu iki resmi tespiti birleştirelim, şöyle bir sonuç çıkıyor, bu da bir Genelkurmay resmi basın açıklamasıdır;

 “ Kuzey Irak’a baktığımız zaman şöyle bir durum ortaya çıkıyor; hazırlanmış olan bir taslak anayasa var. Bu iyi incelendiğinde şu görülmektedir: Kağıt üzerinde federal bir yapı oluşturuluyor. Güney Şii bölgesi, Sünni bölgesi ve Kürt bölgesi diye üç bölge. Ama anayasanın içindeki hükümleri iyi incelediğinizde, bunun değil federasyon, konfederasyon bile olmadığı, gevşek bir konfederasyon yani kopmaya hazır bir konfederasyon şeklinde olduğu görülmektedir. Zaten tarihe de baktığımızda konfederasyonların uzun süreli yaşamadıklarını görüyoruz. Ya kopmuşlardır ayrı devletçikler kurmuşlardır ya da üniter bir yapıya kavuşmuşlardır. Bunların örnekleri var.”

Genelkurmay bir adım daha ileri giderek Irak’ta bir Kürt devleti kurulmakta olduğunu Türk milletine ve Türk siyasetine açıklıyor;

“Bugün Süleymaniye hava meydanına indiğiniz zaman, ziyarete gidiyorlar, onu sadece Kürt bayrakları karşılar. Irak bayrağı yoktur. Karşılama töreninde de Kürt milli marşı çalar. Irak’ın marşı yoktur. Şu anda Kuzey Irak’ta durum budur. Federal bir yapıda bazı şeyler merkezi olur. Kuzey Irak’ta merkez bankası kuruldu. Bunun anlamı her yönüyle diğerlerinden ayrı müstakil bir yapı oluştu. Merkez bankası para basıyor. Kendi parasını kullanıyor. Böyle bir yapı var.”

Şimdi ise gündemde Suriye krizi var.

AKP Hükümeti, Suriye’ye karşı ABD’yi destekliyor. .

Kendinden önceki Özal Hükümeti de ABD’yi desteklemiş ve karşısında “önce özerk sonra federe bir Barzani” bulmuştu. 100 milyar dolar ekonomik kayıp, silahlı PKK, uluslararası siyasete çekilmiş bir Kürt sorunu bulmuştu. Yani Türkiye’nin ABD politikası iflas etmiş, bundan da Türkiye zarar görmüştü.

Şimdi AKP Hükümeti, Suriye krizinde yine ABD’yi destekliyor.

Bu politikasının doğuracağı sonuç açık; uluslararası siyasete çekilmiş bir Suriye Kürtleri sorunu, milyarlarca dolarlık ekonomik kayıp, parçalanmış bir Suriye, silahlı Suriye PKK’sı…

Yani bu siyasetin Türkiye’yi zarara uğratacağı açık; PYD kuruldu, Suriye’de iç savaş başlatıldı, parçalanmış bir Suriye’den kopacak parça da belli, Batı Kürdistan.

Özal siyaseti Güney Kürdistan’ı kurdu, Erdoğan siyaseti bunu resmileştirdi.

Şimdi Erdoğan siyaseti Batı Kürdistan’a kapı açıyor.

Güney, batı derken, bu iş kuzeye de gelecek, bu da belli.

Bu durumda, Anadolu atasözünü hatırlayıp “eşek bile aynı çukura iki kez düşmez” desek, bu atasözü Türkiye’nin halini tam anlatamıyor, çünkü bu siyasetin planlı ve programlı olarak yani bilerek ve kasten izlendiği anlaşılıyor.

Bu durumda soru şu olmalı; Türkiye’nin varlık ve bekasını fiilen tehlikeye düşüren bir siyasetin sahipleri kim olabilir?

Bizim ve bizden olmadığı açık, öyleyse kim bunlar?

Erdal Sarızeybek

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ