103 görüntülenme23 Kasım 2019
25’inci Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt son yolculuğuna uğurlandı. Yaşar Büyükanıt, Büyük Selimiye Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda defnedildi.

Büyükanıt için öğle vakti Büyük Selimiye Camisi'nde kılınan cenaze namazı öncesi taziyeleri, kızı Bengü Büyükanıt Caymaz ve damadı Ercan Caymaz kabul etti. Yaşar Büyükanıt'ın kızı Bengü Büyükanıt Caymaz, torunları Bengisu ve Sarp Anıt Caymaz ile damadı Ercan Caymaz da camiye cenazeyle birlikte geldi.

KİMLER KATILDI


Üsküdar Müftüsü Ali Çakmak'ın kıldırdığı cenaze namazına, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ve Kuvvet Komutanları, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, eski Genelkurmay Başkanları Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hilmi Özkök, Işık Koşaner ve İlker Başbuğ, eski ordu ve kuvvet komutanlarından Ergün Saygun, Hurşit Tolon, Çevik Bir, Tuncer Kılınç, eski Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin basın sözcüsü Sevgi Erenerol, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün mevcut ve eski başkanları Ali Koç ile Aziz Yıldırım'ın yanı sıra emekli askerler, siyasetçiler ve çok sayıda kişi katıldı.

Kılınan cenaze namazının ardından, Büyükanıt'ın naaşı Karacaahmet Mezarlığında defnedildi. Cenaze namazı öncesinde 1. Ordu Komutanlığında Yaşar Büyükanıt için askeri tören düzenlendi(Ajanslar).

ERDOĞAN: ‘BENİMLE EBEDİYETE GİDER DEMİŞTİ

Yaşar Büyükanıt’la birlikte toprağa giden üç sır vardır; 27 Nisan sözde muhtırası, Erdoğan’la Dolmabahçe görüşmesi ve kod Ergenekon kumpası. Erdoğan Dolmabahçe görüşmesi için şöyle demişti; Başbaşa yaptığım bu görüşme benimle ebediyete gidecek. "Sayın Büyükanıt açıklarsa, ben de görüşmedeki şeyleri açıklarım" demişti.

BÜYÜKANIT’IN BU AÇIKLAMASI AKP’Yİ YÜCE DİVAN’A GÖTÜRÜR
Emekli albay Erdal Sarızeybek’in son kitabı ‘Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak’ta AKP’yi Yüce Divan’a götürecek belgeler açıklandı. Kitapta yer alan bölümden kısa bir özet şöyle;

‘GERÇEKLERİ ÖRTÜLEDİLER’


Türkiye’de Özal döneminin siyasi, askeri ve ekonomik sonuçları hiç tartışılmadı. Hep Özal’ın yapmış olduğu iyilikler anlatıldı ama madalyonun öteki yüzü hiç gösterilmedi. Ekranlar bu dönemi Özal üzerinden değil, eleştirilerin odağına çekilmiş Türk Ordusu üzerinden karanlık bir dönem algısıyla topluma sunduğu için, asıl gerçekler örtülendi.

USTA VE ÖZAL SİYASETİNİN TEK BELGESİ
Bu dönemin gerçeğini açıklayan tek bir resmi belgeye ulaşabiliyoruz. Bu belge, Genelkurmay Başkanlığı’nın 12 Nisan 2007’de yapmış olduğu resmi basın açıklaması içerisinde yer alıyor.

KİM KAYBETTİ


Buna göre Amerika için Saddam düşmandı, Türkiye ise dost. Özal’ın açık ve tam desteğiyle savaş kısa sürede bitirildi. Hatırlayınız Özal ‘Çekiç Gücü ben getirdim’ diyordu, ‘bir koyup üç alacağız’ diyordu. Hiç uzatmayalım bu savaşın sadece sonuçlarına bakarak şunu söyleyebiliriz; ‘Türkiye ambargo yüzünden milyarca dolar ekonomik kayba uğradı ve bu zarar hiç telafi edilmedi.

‘Postal öpücü’ Peşmerge Barzani ‘Özerk Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı’ oldu, kırmızı Türk pasaportu verildi. ‘Üç beş çapulcu’ sayıları onbinleri aşan silahlı güce dönüştürüldü, saldırılara başladı. Yüzbinlerce sığınmacı Türkiye’ye geldi ve PKK terör örgütünün insan kaynağını oluşturdu. Ve bugün Türkiye hala sorunla uğraşıyor.

12 NİSAN, 27 NİSAN, SEÇİM, DOLMABAHÇE, KOD ERGENEKON, ZİNCİRLEME GİDEN SÜREÇ


Peki, Türk tarihinin karanlık bir sayfasına böylesi güçlü ve ilk kez bir ışık tutan bu Genelkurmay Başkanı kimdi, biliyor musunuz? Yaşar Büyükanıt. Hani 27 Nisan’da gece yarısı siyasi iradeye sözüm ona muhtıra veren ve bunun bir sonucu olarak AKP’nin iktidara taşınmasında önemli bir rol üstlenen Büyükanıt. Sonrası zaten Usta ile Dolmabahçe görüşmesi, ardından Kod Ergenekon kumpas soruşturmasına gidiyor. Hepsi ardı ardına zincirleme giden bir süreç.

Peki, bu Yaşar Büyükanıt sözde 27 Nisan muhtırasından 15 gün önce ne demişti ne demişti de ‘İhaneti Gördüm’ adıyla olayların kitaplaştırılmasına öncülük etmişti? Hiç uzatmaya gerek yok, sözleri aynen şöyle;

‘TÜRKİYE’Yİ ZARARA UĞRATTILAR’

‘Şimdi söyleyeceklerim bir kısmıyla belki de bir öz eleştiri olarak da kabul edilebilir. Bu savaşta Türkiye Cumhuriyeti koalisyon güçlerine destek vermiştir. Ancak sonucunda Türkiye zarar görmüştür. Bunlara en büyük desteği Türkiye verdiği halde Türkiye suçlanmıştır ve yüzbinlerce insan Türkiye'nin hudutlarına yığılmıştır.

Bu yığılan insanlar 'burada bir Kürt sorunu var' diye dünya kamuoyuna mal olmuştur. 36. paralelin kuzeyinin Saddam'a yasaklanmasıyla, bunun kuzeydeki insanları korumakla birlikte aynı bölgede PKK'ya korunma bölgesi oluşturmuş ve bugünkü durumu yaratmıştır. Hala da bu durum artarak devam etmektedir. O karakolların basılması, kitle halinde zayiat verdiği dönemler hep bu döneme rastlar’.

TÜRKİYE KAYBETTİ


Bu düğümü Genelkurmay’ın belgesiyle açtığınızda karşınıza şu sonuçlar çıkıyor; ‘Türkiye bu savaşta ABD’ye destek vermiş ama zararlı çıkmıştır. Hudutlarımıza yığılan yüzbinlerce sığınmacı eliyle mesele savaşın ötesine geçmiş ve Türkiye’yi uluslararası bir Kürt soruyla karşı karşıya bırakmıştır. PKK terör örgütü bu bölgede ABD tarafından korunmaya alınmış ve silahlı bir güce dönüştürülerek üzerimize salınmıştır.’

BEDELİ AĞIR OLDU

Size sadece bu yanlış siyaset yüzünden ne kadar şehit verdiğimizi söyleyeyim hem de Büyükanıt’ın sesinden belki o zaman ihanetin boyutu görülebilir;

‘1992 yılında zayiatımız 496 şehit, 955 yaralı toplam bin 451, 93 yılına baktığımız zaman 538 şehit, 996 yaralı toplam bin 534, 1994 yılına baktığımız zaman 867 şehit, 206 yaralı toplam 2 bin 927 bu yaralılardan bir kısmı tedavi edilmek suretiyle tekrar hayata döndü. 1995 yılında 615 şehit, bin 342 yaralı, bin 957 zayiat var. Bu rakamlar gerçekten çok ürperticiydi.’

USTA NEDEN GÖREMEDİ

İşte Özal siyaseti sonucu Türkiye’nin içine düşürüldüğü tablo bu. Buradan önüne perde çekilmiş gözlerle baktığınızda dahi terörün zirve yaptığı 90’lı yıllarda yaşanan karakollar baskınları, köy yakmalar yıkmalar, hepsinin Türkiye’ye karşı konumlanmış küresel siyasi projenin bir parçası olduğu görülebiliyor. Verdiğimiz canlar, yitirilen kaynaklar, ebesi hemşiresi memuru, doktoru, hakimi savcısı, askeri ve polisiyle can pahası mücadele…

Süreç hala aynı istikamette ilerlediğine göre demek engel olamamışız. Demek durduramamışız sadece geciktirmişiz, hepsi bu kadar. Peki, bunu ben zamanında göremedim. Doğru göremedim ama devletimizi yönetenler de mi görememişti?..

12 Nisan belgesi AKP’yi Yüce Divan’a götürür, bakın nasıl ?..

Erdal Sarızeybek
Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak/ Destek Yayınları

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ