Politika
06 Aralık 2017 ( 8923 görüntülenme )

OSMANLI'DA İSRAİL VAR MIYDI?

Müslüman Coğrafyada Yahudi Bir Devlet 


Birinci Dünya Savaşı sonunda, İtalya’nın San Remo kentinde iki önemli toplantı yapıldı.

Toplantının gündemi, Osmanlı Devleti’nden ayrılan güney topraklarının nasıl paylaştırılacağı meselesiydi. Bahse konu edilen topraklar ise, bugünkü Filistin, Ürdün, Irak, Suriye ve Lübnan’dı yani günümüzde iç savaşların yaşandığı coğrafya…

Toplantıda ABD’yi Roma Büyükelçisi Robert Underwood Johnson, İngiltere’yi ise Başbakan Lloyd George ve Dışişleri Bakanı Lord Curzon temsil ediyorlardı.
Fransız, İtalyan ve Japon heyetleri de toplantı masasında yer almıştı.

İNGİLTERE FİLİSTİN’DE MANDACI OLDU”

Tarih; 25 Nisan 1920 Cumartesi…
Filistin mandacısı olacak ülkenin önce pozisyonu belirlendi, ardından mandacı ülkeler tayin edildi;

‘Mandater, Yahudi halkı için Filistin'de bir ulusal yurt kurulmasından yana İngiliz Hükümetince daha önce 2 Kasım 1917'de açıklanan ve öteki Müttefik Devletlerce kabul edilen bildirinin uygulanmasından sorumlu olacaktır… Başlıca Müttefik Devletlerce seçilen mandaterler: Suriye için Fransa, Mezopotamya ve Filistin için de Büyük Britanya’dır...’

Alınan bu kararda Balfour Deklarasyonu’ndan bahsediliyordu; İngiltere’nin önceden verdiği bu söz, Filistin’in geleceğini tayin edecekti yani İngiliz siyaseti, Yahudi devleti meselesini daha 1918’te sağlama almıştı.

1920 San Remo konferansında kabul edilen kararlarına uygun olarak bölgede önce İngiliz ve Fransız manda rejimleri tesis edildi. 

“OSMANLI TOPRAKLARI PAYLAŞILDI”

Osmanlı Sancakları olan Basra, Musul ve Bağdat eyaletleri birleştirilerek ‘Irak’ adında bir devlete dönüştürüldü, başına da İngiliz işbirlikçisi Şerif Hüseyin’in oğlu Emir Faysal getirildi. 

Ardından İngilizler Filistin’deki Şeria nehrinin doğusunda kalan topraklarda ‘Ürdün’ adıyla ayrı bir devlet kurdu, başına yine Şerif Hüseyin’in bir başka oğlu Emir Abdullah getirildi.

“SURİYE-LÜBNAN NASIL KURULDU”

Fransa da mandacıydı; o da işgal ettiği topraklarda Lübnan Dağı olarak bilinen bölgeye Akdeniz’de kıyısı bulunan Trablus, Sayda, Sur, Beyrut ve Bekaa vadisini de ekleyerek ‘Lübnan’ adına ayrı bir devlet kurmuştu.

Bununla da yetinmemiş, Halep, Şam, Lazkiye ve Cebel-i Dürzi’yi önce dört ayrı eyalete, ardından da ‘Suriye’ adında bir devlete dönüştürmüştü .

Bir süre sonra Büyük Suriye Krallığı yıkılacak, başta bulunan Emir Faysal indirilecek ve aynı Faysal, Irak devletinin başına getirilecektir.

“KAĞIT ÜZERİNDE DÖRT DEVLET”

Savaş sonrası Orta Doğu’da, sınırları İngiltere ve Fransa tarafından çizilmiş dört ayrı devlet ortaya çıkmıştı; Suriye, Lübnan, Ürdün ve Irak. 

Bugünkü Suudi Arabistan’a dönüştürülmüş olan Hicaz Krallığı’nın başında eski Mekke Şerifi Hüseyin bulunuyordu. Oğlu Emir Abdullah Ürdün Devlet Başkanıydı.

“İNGİLİZLER FİLİSTİN’İ TA BAŞTA YAHUDİLERE TERK ETTİLER”

Nihayetinde İngilizler Filistin’den çekildi, 2 Nisan 1947’de Filistin’in kaderini Birleşmiş Milletlerin kararına terk etti. 

Meseleyi ele alan Genel Kurul, Filistin meselesine bir çözüm bulması için bir özel komisyon kurdu. Ağustos ayında komisyon raporu yayınladı; oybirliği ile Filistin’in bağımsızlığını teklif ediyordu.

Lakin bu bağımsızlık nasıl olacaktı? 

“KUTSAL TOPRAKLARIN TAKSİMİNİ YAPTILAR”

Bu noktada komisyon ikiye ayrıldı; Filistin Araplarla Yahudiler arasında taksim edilmeli ve iki ayrı bağımsız devlet kurulmalı, Kudüs uluslararası statüye sahip olmalıydı ya da Filistin, Yahudi ve Araplardan oluşan ‘federal’ bir devlet olmalıydı.
Yahudiler birincisi, Araplar ise federal planı destekledi.

27 Kasım 1947’de, Genel Kurul, 13 aleyhe ve 10 çekimsere karşı 33 oyla Filistin’in Araplarla Yahudiler arasında taksimine karar verdi. Karara göre, Filistin’de Yahudi ve Arap devletleri arasında bir ekonomik birlik kurulacak ve Kutsal Kudüs Şehri de milletlerarası statüye sahip olacaktı. 

Büyük devletlerden Birleşik Amerika, Sovyet Rusya ve Fransa taksim lehinde, İngiltere ise çekimser oy kullandı. Türkiye, Arap ülkeleri ile beraber taksimin aleyhinde oy vermişti.

FİLİSTİN TOPRAKLARINI MASA ÜSTÜNDE PAYLAŞTILAR”

İngiltere, bu karara paralel olarak Nisan 1948’den itibaren kuvvetlerini çekmeye başladı.  

Bu çekme işinin tamamlanmasından bir gün önce, David Ben Gurion başkanlığında, 14 Mayıs 1948 günü, Tel Aviv’de toplanan Yahudi Milli Konseyi’nce İsrail Devleti’nin kurulduğu ilan edilmişti.

14 Mayıs gece yarısı, İngiliz Manda Yönetimimi yüksek komiseri Sir Allan Cuningham, Filistin üzerindeki manda rejiminin fiilen sona erdiğini duyurdu.
Aynı gün saat 16.00’da, ilan edilen Yahudi devletinin cumhurbaşkanlığına Haim Weizman, başbakanlığa da David Ben Gurion getirildi. 

Aynı gece Amerika, İsrail devletinin kurulmasından tam on bir dakika sonra, Başkan Truman’ın İsrail’i tanıdığını açıklıyordu. 

“ARAPLAR EN BAŞTAN BERİ KARŞI KOYDU”

Buna karşın Araplar ise İsrail’in kuruluş günü olan 15 Mayıs’ı ‘El Nakba’ yani ‘Felaket Günü’ ilan etti .

Kuruluşundan birkaç gün sonra İsrail,
başta Rusya olmak üzere, bir ay içinde beşi doğu dördü batı bloğundan olmak üzere toplam dokuz devlet tarafından resmen tanınacaktı. 

28 Mart 1949’da, Türkiye İsrail’i resmen tanıyan ilk Müslüman ülke olacak, 30 Haziran 1948’de de Türkiye ile İsrail arasında bir posta antlaşması imzalandı.

İsrail, 11 Mayıs 1949’da, BM’ye üye olarak kabul edildi.

“YAHUDİ-MÜSLÜMAN SAVAŞI DEMEK İSRAİL’İN SONU DEMEKTİR”

1948-1973 arasında yaşanan Arap-İsrail savaşları, her şeyden önce şu gerçeği İsrail’in yüzüne çarptı; bölgedeki Arap ülkelerinin birleşerek daha güçlü bir şekilde saldırması halinde, İsrail’in varlığı ve bekası tehlikeye düşecektir.

İsrail’in bölgede yeni bir strateji geliştirerek bu tehdidi ortadan kaldırması gerekiyordu.
Ünlü Yahudi stratejist İsrael Shahak, İsrail’e ışık tutacak yeni bir stratejinin hayata geçirilmesi için çalışmaya koyuldu.

“İSRAİL’İN BEKASI İÇİN MÜSLÜMAN ÜLKELERİN PARÇALANMASI HEDEFLENMİŞTİ”

İzlenecek yol açıktı; birleşip güç olmalarını engellemek için, Ortadoğu coğrafyasındaki Müslüman ülkeleri parçalamak!

Bu hedefe ulaşılmasını sağlayacak yollar da açıktı; bu ülkeleri etnik ve mezhepsel temelde önce ayrıştırmak, sonra kendi içlerine çatıştırmak ve nihayetinde parçalamak!
Bu strateji ve taktiği çizen proje de hazırdı; Büyük Ortadoğu Projesi(BOP).

Bu projenin temeli zaten Birinci Dünya Savaşı sonrasında hazırlanmıştı; Ortadoğu’da, ‘etnik-dini-mezhepsel’ farklılıkları olan gruplar bir araya getirilerek yapay devletler kurulmuştu. Geriye bu farklıları tetiklemek olacaktır.

"TRUMP TETİKLEDİ"

İşte bugün ABD-İsrail bu farklılıkları Hristiyan-Müslüman, Musevi-Müslüman, Musevi+Hristiyan karşısında Müslüman olarak tetiklenmiştir.

“NE YAPMALI”

Tarihten gelen bir söz var; düşmanımın düşmanı dost olabilir!

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ