MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündeme gelen erken seçimle ilgili bir soruya, "Görüşümüz nettir. Milletvekili Genel Seçimleri zamanında, yani 2023 yılının Haziran ayında yapılmalıdır" diye yanıt verdi.

Haber işte böyle…
Nedense Bahçeli’de bir erken seçim meselesi var…

Nasıl işine gelirse…
İsterse erken seçim diyor isterse olma diyor…
Ben unutanlar için AKP’yi iktidara taşıyan erken seçimi anlatayım...
Yıl:2002... 

İKTİDARDA ECEVİT HÜKÜMETİ VAR’

Türkiye’de Bülent Ecevit’in başbakanlığındaki koalisyon hükümeti Irak krizini endişeyle karşılamıştı ama sorun sadece bu değildi… Kriz bir yana, Başbakan Ecevit üç ayrı sorunla daha karşı karşıyaydı, başta Ecevit’in gittikçe ağırlaşan sağlık durumu geliyor ve bunu da ABD’den gelen Kemal Derviş’in öncülüğünde hız kazanan DSP içindeki parti içi çekişmeler izliyordu.

İkinci önemli sorun, koalisyon ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ‘AB’ye uyum yasaları’ adı altında Meclis’e getirilen ‘Kürtçe eğitim’,’idamın kaldırılması’ ve ‘Kürtçe yayın’ konularına karşı bir tavır almasıydı. Ve nihayetinde Ağustos ayı yaklaşıyordu, yeni komuta heyeti şekillenecekti; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun görev süresinin uzatılması meselesini Başbakan Ecevit’in çözmesi gerekiyordu. Bu üç ana noktada yığılan sorunları da ABD’nin olası bir Irak harekatında Türkiye’den talepleri izliyordu.
Hükümet krizine giden yol Bahçeli’nin erken seçim talebiyle tetiklendi…

MHP LİDERİ BAHÇELİ NE İSTİYORDU?


PKK örgütü başı Abdullah Öcalan 1999’da Türkiye’ye teslim edilmiş, yargılanması tamamlanarak hakkında idam cezası verilmişti. Bahçeli, idama ilişkin dosyanın Meclis’e getirilmesini ve onaylanmasını istiyordu. Öte yanda AB ile katılım müzakereleri sürüyordu; AB yetkilileri ön koşul olarak ‘idamın kaldırılması, Kürtçe eğitim ve yayın serbestliğinin yasal düzenlemeyle çözülmesinde ısrar ediyordu ve Bahçeli buna karşıydı.

7 Temmuz 2001’de,
Bursa/Keles’te düzenlenen 11’nci Kocayayla Türkmen Kurultayı’nda Bahçeli kesin tavrını ortaya koydu; 1 Eylül’de Meclis’in olağanüstü toplanmasını ve 3 Kasım’da erken seçime gidilmesini istedi. Bu noktada Bahçeli’nin tavrından anlaşılan, siyasi Kürt hareketine ivme kazandırması kuvvetle muhtemel AB’ye uyum düzenlemelerine siyasi ortak olmamaktı ve yine bu noktada Bahçeli haklıydı.

‘AMA ERKEN SEÇİM BAHÇELİ’YE YARAMADI’

Ancak bu tavrın karşısında ortaya çıkacak sonuçlar Bahçeli’nin ısrarla erken seçime gidilmesi nedenleriyle uyuşmayacak; Meclis’teki MHP varlığına rağmen AB uyum yasalarının geçmesine engel olamayacaktı. 31 Temmuz’da erken seçim kararı alınırken, 3 Ağustos 2002’de Meclis’te AB uyum paketi görüşülecek ve Bahçeli’nin ‘hayır’ oyuna karşılık Meclis’te geçip yasalaşacaktı.

ÖYLEYSE ERKEN SEÇİM ECEVİT’İ DEVİRMEK İÇİN Mİ YAPILDI

Öyleyse Bahçeli neden erken seçim istemişti? Öyle ya mesele, bu yasaların Meclis’ten geçmesini önlemek değil miydi?

Oysaki baştan beri AB uyum yasalarına, haklı olarak karşı olan Bahçeli 3 Kasım’da erken seçim çağrısı yapacağı yerde, Öcalan’ın idamını kaldıran bu yasa teklifi Meclis’e geldiğinde Meclis’te fiilen çekilip hükümeti düşürmüş ve bu yasanın geçmesini engellemiş olsaydı, belki durum çok daha farklı olabilecekti… Bahçeli’nin böylesi bir siyasi tavrıyla MHP iktidara dahi gelebilecekti ama bu hiç olmayacak, yapılacak erken seçimde MHP barajı dahi aşamayacaktır…

VE ECEVİT DEVRİLDİ, AKP İKTİDAR OLDU’

3 Kasım; erken genel seçimi yapıldı; AKP %34’le birinci parti oldu, iktidara yerleşti.
CHP %19,5 ile ana muhalefet oldu, başta DSP ve MHP olmak üzere diğer partiler Meclis’e giremedi.
4 Aralık; ABD Savunma Bakan Yardımcı Wolfowitz AKP lideri Erdoğan, danışmanları Cüneyd Zapsu ve Egemen Bağış’la birlikte bir akşam yemeğinde bir araya geldi. Erdoğan, ABD işbirliği takvimi peçete üzerine yazarak Wolfowitz’e verdi; 15 Aralık’ta keşif çalışmaları başlayacaktı oysaki o tarihte Erdoğan milletvekili bile değildi…

10 Aralık; Erdoğan ABD’ye gitti. Başkan Bush ve Erdoğan’ın verdiği mesaj şuydu; ABD-Türkiye omuz omuza…
8 Ocak; Türk ve ABD heyetleri arasında mutabakat sağlandı; 150 kişilik ABD askeri heyeti havalimanlarında keşif yapmak üzere Türkiye’ye geldi.
6 Şubat; Meclis’ten ilk tezkere geçti. Buna göre, Türkiye’de havalimanlarının modernizasyon çalışması yapması için ABD’ye izin verildi.
24 Şubat: Başbakan Gül, Bakanlar Kurulu’nu topladı. Irak’a harekatla ilgili ilk tezkere Meclis’e gönderildi.
28 Şubat; MGK toplandı. 31 Ocak’ta gerekli karar alınmış olduğunun, bu toplantıda Irak konusuna ilişkin bir görüş bildirilmedi.

1 Mart; TBMM’nde Irak’a harekat tezkeresi oylandı; 264 kabul, 250 red ve 19 çekimser oyla tezkere reddedildi.


Bu tezkerenin anlamı şuydu; Türkiye olası bir ABD-Irak savaşında ABD’yi desteklemeyecekti.
Ama bakınız sonrasında neler oldu…

ERDOĞAN BAŞBAKAN OLDU, ABD-IRAK SAVAŞI BAŞLADI’

9 Mart; Siirt Milletvekilliği seçimi iptal edildi; yeniden yapıldı ve Recep Tayyip Erdoğan, yeni yasal düzenlemelerden yararlanarak Siirt’ten milletvekili seçildi.
14 Mart; Başbakan Gül istifa etti, Tayyip Erdoğan Başbakan olarak atandı.
17 Mart; Başkan Bush Saddam Hüseyin ve oğullarına ülkeyi terk etmek için 48 saatlik süre tanıyan bir ültimatom verdi.
20 Mart; ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri “Irak’ı kitle imha silahlarından arındırmak, Saddam Hüseyin’in teröre verdiği desteği kesmek ve Irak halkını özgürleştirmek” gerekçeleriyle saldırıya geçti…

20 Mart; Başbakan Erdoğan Hükümeti güvenoyu aldı.
20 Mart; Erdoğan Hükümeti TBMM’ne ikinci bir tezkere sunarak, Türk Hava Sahasının ABD uçaklarına açılmasını ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’a gönderilmesi için izin istedi.
Aynı gün yapılan oylama ile tezkere 332 oyla kabul edildi.

ABD-Irak savaşı 20 Mart sabahı saat 04.30’da başladı, tezkere ise gün içerisinde geçti yani Meclis yetki vermeden AKP Hükümeti Türkiye’nin kapılarını ABD’ye açmıştı.

'İKİNCİ KÖRFEZ SAVAŞI VE ERDOĞAN'

2003 İkinci Körfez savaşı Irak’ta kitle imha silahları bulunduğu gerekçesiyle yine ABD tarafından başlatılmış ve müdahale sonucu Irak lideri Saddam devrilerek iç savaş başlatılmıştır. Savaş sonunda Barzani ‘federe devlet’ yapısına kavuşturulmuş, Pkk terör örgütü de siyasi güce dönüştürülmüştür. Savaşı başlatan yine ABD’dir, destekleyen ise bu kez Erdoğan siyaseti olmuştur.

Yıllar sonra Genelkurmay Başkanlığı, 2003 Körfez Savaşı’nın Türkiye açısından sonucu şöyle açıkladı;

‘TÜRKİYE BU SAVAŞTAN ZARARLI ÇIKTI’


‘İkinci Körfez Savaşı’ndan sonra Türkiye yine iki nedenle zararlı çıkmıştır. Bir; coğrafyasına hapsolmuştur. İki; PKK çok büyük bir serbestlik kazanmıştır ve çok miktarda silah ve malzeme, dağılan Irak ordusundan ele geçirilmiştir. Daha önceleri PKK ile mücadele içinde olan Kuzey Irak’taki Kürt gruplarından bir tanesi ki bir zamanlar KYB, PKK ile birlikte o Kürt grubuna saldırıyordu, şimdi doğal bir müttefik haline gelmiştir ve Kuzey Irak’ta çok büyük bir hareket serbestisine sahiptir. Eskiden katırlarla gittikleri yere şimdi taksilerle gidiyorlar. Buna ait görüntüler elimizde. Bu da ikinci Körfez harekatının Türkiye açısından olumsuz bir sonucu olmuştur.’

ABD işgali sonucu Irak’ın parçalanmaya yüz tuttuğunu da Genelkurmay Başkanlığı şu sözlerle altını çizdi;

‘IRAK PARÇALANIYOR’

‘Yine Kuzey Irak’a baktığımız zaman şöyle bir durum ortaya çıkıyor; hazırlanmış olan bir taslak anayasa var. Bu iyi incelendiğinde şu görülmektedir: Kağıt üzerinde federal bir yapı oluşturuluyor. Güney Şii bölgesi, Sünni bölgesi ve Kürt bölgesi diye üç bölge. Ama anayasanın içindeki hükümleri iyi incelediğinizde, bunun değil federasyon, konfederasyon bile olmadığı, gevşek bir konfederasyon yani kopmaya hazır bir konfederasyon şeklinde olduğu görülmektedir. Zaten tarihe de baktığımızda konfederasyonların uzun süreli yaşamadıklarını görüyoruz. Ya kopmuşlardır ayrı devletçikler kurmuşlardır ya da üniter bir yapıya kavuşmuşlardır. Bunların örnekleri var.’

Genelkurmay bir adım daha ileri giderek Irak’ta bir Kürt devleti kurulmakta olduğunu Türk milletine ve Türk siyasetine ilan etti;

‘TERÖR KALICI HALE DÖNÜŞÜYOR’


‘PKK’nın varlığı orada kök salmıştır. Çünkü Kuzey Irak’ta, Irak güvenlik kuvvetlerinden bir tane silahlı insan dahi bulunmamaktadır. Bugün Süleymaniye hava meydanına indiğiniz zaman, ziyarete gidiyorlar, onu sadece Kürt bayrakları karşılar. Irak bayrağı yoktur. Karşılama töreninde de Kürt milli marşı çalar. Irak’ın marşı yoktur. Şu anda Kuzey Irak’ta durum budur. Federal bir yapıda bazı şeyler merkezi olur. Kuzey Irak’ta merkez bankası kuruldu. Bunun anlamı her yönüyle diğerlerinden ayrı müstakil bir yapı oluştu. Merkez bankası para basıyor. Kendi parasını kullanıyor. Böyle bir yapı var.’

Ve Genelkurmay Başkanlığı bu durumun önüne geçilmesi için, kamuoyu önünde Hükümet’ten yetki isteyecek kadar işin önemini Türk Milleti ve Devlet kadrolarına duyurmaya çalıştı, şöyle ki;


‘HAREKAT YAPILMALI’

‘Peki, Kuzey Irak’a bir operasyon yapılmalı mı? Evet, yapılmalı. Olayın iki boyutu var. Birincisi sadece asker olarak baktığım zaman, evet yapılmalı. Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Olayın ikinci boyutu, siyasi olaydır. Bir hudut ötesi operasyon yapılması için bir siyasi kararın ortaya çıkması lazım. TSK, yasal zeminde görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir.”

Erdoğan siyaseti bu harekata izin vermedi.

TÜRKİYE BUGÜNLERE BÖYLE GELDİ

Türkiye’de Körfez savaşlarının siyasi sonuçlarını resmen açıklayan tek belge vardır, o da ‘Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın 12 Nisan 2007’de yapmış olduğu resmi basın açıklamasıdır. Nedense bu belgeye kolay ulaşılamıyor.

Gerçek olan şudur ki; 1991’den 2003’e Türkiye siyaset eli ve ABD desteğiyle böyle sürüklendi ve her iki savaşta da Türkiye kaybeden taraf oldu. Bu iki savaşın olumsuz sonuçları Türkiye’yi hala etkilemeye devam ediyor…

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ