Reklamlar
Anasayfa » Haber
08 Aralık 2016 ( 2373 görüntülenme )

ARAP BAHARI İHANETE DÖNÜŞECEK, ÇÜNKÜ TARİH BU, YİNE TEKERRÜR EDECEKTİR

Yıl 1917.... Birinci Dünya savaşı sıraları...

Peygamber soyundan geldiği söylenen Mekke Şerifi Hüseyin Osmanlı’ya karşıdır ve İngilizleri desteklemektedir… Medine müdafaasını yapan Fahredddin Paşa ile Sina ve Filistin’de İngilizlere karşı savaşan Cemal Paşa arasındaki lojistik destek, Mekke Şerifi Hüseyin’in adamları tarafından kesilmiştir… Erzak ikmali ve Asker takviyesi yapılamamaktadır… Mısır’da esir alınan Türk askerlerinin gözleri İngilizler tarafından kör edilmekte… Medine’yi savunan Türk askerinin ise su kuyuları Araplar tarafından zehirlenmektedir.   Medine ve Filistin’de çetin savaşlar olmaktadır… Bir yanda Araplar tarafından kuşatılmış Fahreddin Paşa, öte yanda İngiliz saldırılarına karşı koymaya çalışan Cemal Paşa vardır…

İlk Akabe düşer. İngiliz güçleri karşısında dayanamayan Osmanlı Sina’dan çekilir. Medine, isyancı Araplar tarafında kuşatılır. Filistin’de ise, Osmanlı Orduları’nın İngilizlere karşı direnişi sürmektedir. İngilizlerin Sina’dan sonraki hedefi, Filistin içlerine doğru ilerleyerek Mezopotamya ile Arap Yarımadası'ndaki Osmanlı güçlerinin arasındaki bağlantıyı kesmektir. Bunun için ilk adım Gazze'nin ele geçirilmesidir.

 26 Mart 1917’de, tüm güçleriyle ilerleyen İngiliz birlikleri, Gazze'deki Türk kuvvetlerine taarruza geçer ama başarılı olamaz ve geri çekilirler... Birinci Gazze muharebesinde yenilgiye uğrayan İngiliz kuvvetleri yeniden taarruza geçmek için gerekli hazırlıkları yapar ve bu amaçla takviye kuvvet yığar... İngilizler, 19 Nisan 1917'de, taarruza geçer. Bu taarruz, İngiliz harp gemilerinden açılan topçu ateşi ile desteklenir. Kanlı ve çetin muharebelerden sonra yaklaşık olarak yedi bin kişi kayıp veren İngilizler, yeniden geri çekilmek zorunda kalır.

İngilizler yüksek komuta kademesinde değişiklik yaparak General Allenby’yi komutanlığa getirir. Gazze'de uğradıkları yenilginin acısını çıkarmak için, Filistin cephesinde büyük kuvvetler toplamaya başlar.  27 Ekim 1917'de, ellerindeki bütün uçak ve uçaksavarları kullanmak suretiyle cephe üzerinde bir hava savunma perdesi kurar. 31 Ekim 1917 sabahı gün doğumuyla beraber, bütün cephede taarruza geçer. Önce Birüssebi kuzey doğusundaki Tellülsebi düşer. Ardından, Birüssebi düşman eline geçer. 6/7 Kasım gecesi Gazze boşaltılır ve burası da İngilizlerin elindedir artık. Türk birliklerinin geri çekilmesi üzerine İngilizler Yafa'ya girer. 9 Aralık 1917'de, Kudüs düşer.

Osmanlı yenilmiştir ve geri çekilmektedir. Rayak'da toplanan Türk uçakları, ordunun geri çekilmesini desteklemek için bir süre daha görev yaptıktan sonra Humus, Hama, Halep ve Müslimeye'ye çekilmek zorunda kalır.  30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi yapıldığı zaman Türk birlikleri Antakya güneyi-Reyhanlı-Halep kuzeyi ve Cerablus güneyi hattında çekilmiştir... 

Osmanlı Sina’da ve Filistin’de yenilmiştir ama Medine müdafaası, Fahreddin Paşa ve bir avuç askerle kahramanca sürdürülmektedir. Muhasara altındaki Medine’de artık tek korku vardır, açlık! İkmal yolları kesilmiş, yardım gelememektedir. Allah’ın yüce takdiri bu ya, tam o dönemde Medine’de bir çekirge istilası olur ve Fahreddin Paşa, aç olan askerlerini doyurabilmek için çekirge yemelerini söyler hatta emirname bile yayımlar. İşte Fahreddin Paşa’nın açlığa karşı aldığı tedbir;

Çekirgenin serçe kuşundan ne farkı var? Yalnız tüysüzdür. Fakat serçe gibi kanatlıdır ve uçar ve yeşilliklerle beslenir. …Hicaz, Yemen, Asir Araplarının başlıca gıdası çekirgedir. Çekirgeyi, çöllerin en çilekeş hayvanı olan develerle hecinler de pek sever ve büyük bir iştahla yerler.

Bütün bu havalide öteden beri inanıldığına göre, dizlerinin bağı çözülenlere, zayıflara, bünyevi hastalıklara pek tesirlidir. Hele romatizma için iksir gibidir. …Deniz kıyısı olan yerlerde pek makbul olan ıstakoz ve karides gibi şeylerle hiçbir farkı yoktur. İmam-ı Malik, yenmesine cevaz verilen çekirgenin, başının kopartılmasını veyahut ateş üzerinde kavrulmasını şart kılmış ise de, Hanefi ulemasının, çekirgenin ölüsünü bile helal ettikleri kitaplarda yazılıdır…”

Hele ki Fahreddin Paşa’nın çekirgenin pişirme usullerini anlatması, inanın göz yaşartıcıdır;

Çekirge dört türlü yenebilir: Toplanan çekirgeler, çiroz gibi güneşe serilir, iki üç gün kurutulur, ayakları ve başı koparılır, kalan gövde kısmı bir parça yağ ile kavrulur ve kavurma gibi yenir. Sıcak su ile haşlanır, başı ve ayakları temizlenir, hemen pişmek üzere bulunan pirinç ya da bulgur pilavına karıştırılıp yenir.

Haşlanmış çekirgeler tabağa dizilerek konur ve üzerine zeytinyağı ile limon gezdirilir. Çekirgenin kavrulan kısmı, havan içinde toz haline getirilir ve et tozu konservesi şeklinde kutularda muhafaza edilir. Araplara göre en makbul tarzı budur. Çünkü elde daima ihtiyat durur. Ve gerektiğinde, nerede olursa olsun, açlığı gidermeye yarar. Hele harp zamanlarında, hemen el altında bulunan bir gıdadır…”

Osmanlı dört yılda beş cephede savaştı ve yenildi. Yenilgisi sadece düşman yüzünden olmadı, çünkü içeriden de ihanete uğradı. Tepedelenli Ali Paşa isyan etmiş olmasaydı, belki de Balkanlar elimizden bu kadar kolay çıkmayacaktı… Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyan etmiş olmasaydı, Ruslardan yardım istemek zorunda kalmayacaktık... 

Bedirhan Bey, Şeyh Ubeydullah isyanları olmasaydı, Osmanlı hem Ruslara, hem de İngilizlere karşı güç kaybetmiş olmayacaktı… Birinci dünya harbinde Hıristiyan Nesturiler isyan etmiş olmasaydı, Kafkaslarda tutunabilecektik... Mekke Şerif’i Hüseyin İngilizlerle işbirliği yapıp Osmanlı’ya karşı isyana kalkışmasaydı, Sina ve Filistin’de İngilizlerle kolayca boy ölçüşebilecektik...

Seyit Abdulkadir Koçgiri isyanını tertiplemiş olmasaydı, ardından Barzan aşireti ile Hıristiyan Nesturiler,  İngilizlerle işbirliği yapıp isyana kalkışmasaydı, Özdemir Bey’in Revandiz harekâtı güç kazanacak, Musul bu kadar kolayca elimizden gitmiş olmayacaktı...

Bunlar saymakla bitmez, hep içeriden vurulduk, hep içeriden…

Savaş bitmesine rağmen Fahreddin Paşa Medine’yi düşmana teslim etmedi. Osmanlı’nın yenilmesine rağmen bu kutsal şehri düşmana teslim etmedi. Açlık ve yoklukla ve bir de Arap İhanetiyle uğraşarak Medine’yi hep müdafaa etti. 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes anlaşması imza edildi ama Fahreddin Paşa yine Medine müdafaasından vazgeçmedi.

Fahreddin Paşa, ne zamanki Halife Sultan Padişah, Medine’nin ve Fahreddin Paşa ile askerlerinin İngilizlere teslim olması için bir irade-i seniye çıkarır ve bunu Fahreddin Paşa’ya gönderir, işte o zaman Fahreddin Paşa, çaresiz kalıp razı olur ve Medine’yi bırakır. Bıraktığı tarih 7 Ocak 1919, yani ateşkesten tam iki ay bir hafta sonradır.

Fahreddin Paşa teslim olur. Mısır’a sürgüne gönderilir, oradan da Malta’ya sürgüne…

Bugün Arap baharına bakıyorum, bu baharla İngiliz, Fransız, Amerikan’la işbirliği yapan işbirlikçi Araplara bakıyorum, bir de Başbakan Erdoğan’a bakıyorum, AKP siyasetine bakıyorum… Aklıma Mekke Şerifi Arap Hüseyin’in ihaneti geliyor, İngilizlerle yaptığı işbirliği aklıma geliyor… Düşündükçe aklıma ihanetten başka bir şey gelmiyor, Türk’e yapılan ihanet…

Türk Ordusu’nun komuta heyeti Malta gibi Silivri’de sürgünde… Her gün gelen şehit haberleri… Kutsal toprakları korumak için Sina’da, Gazze’de şehit düşen askerlerimiz aklıma geliyor… PKK ile AKP’nin işbirliği… Şimdi de Ortadoğu’da Türk’e karşı düşmanlık tohumları ekiliyor…

Bizans(AB), almış yanına Haçlı Ordusu’nu(ABD), almış yanına Haçlı parasını ve planını (İsrail),  almış yanına Damat Ferid’i(AKP Siyaseti), Anadolu’nun son sahibi biz Türk Milleti’ne karşı yine Araplarla işbirliği yapıyor, tıpkı 1916’da olduğu gibi…

Erdal Sarızeybek

Çarçella, Anadolu’da Ateşle Oynayanlar…

Reklamlar

Önerilen Haberler

Bunlar da İlginizi Çekebilir

DİKKAT!..Milli Eğitim Bakanlığı VELİLERİ UYARIYOR! SELAHATTİN DEMİRTAŞ'A GÖZALTI! Dikkat!.. Meteorolojiden YENİ UYARI! Sur'da Yeni Çatışma! 13 Yaralımız Var! WhatsApp'a Yeni Özellik Geldi! FLAŞ!.. YUSUF HALAÇOĞLU, BAHÇELİ GÖRÜŞMESİNİ AÇIKLADI! Hakkari'de Sıcak Saatler! Rusya Harekete Geçti!

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Oy kullandığınız sandıkta hangi parti ne kadar oy aldı, öğrenmek ister misiniz