1912 görüntülenme18 Haziran 2020
Milli Savunma Bakanlığı, ‘Pençe-Kaplan’ operasyonunda teröristlerin sığınak, barınak ve mevzilerini vurmaya devam edildiğini bildirdi.

HAREKATIN SİYASİ HEDEFİ AÇIKLANMADI
Milli Savunma Bakanlığı, Pençe-Kaplan Operasyonu kapsamında, Haftanin bölgesine hava hücum harekatı ile komandoların indirilmeye devam edildiğini ve ATAK helikopterleri ile hedeflerin vurulduğunu açıkladı.

SİYASİ HEDEF NEDEN ÖNEMLİ

Haber böyle. Sınır ötesi bir askeri harekat siyasi iktidar tarafından bir siyasi hedefin Türk Ordusuna verilmesiyle ancak yapılabilir. Aksi halde siyasi hedefi olmayan bir sınır ötesi harekat, günlük yapılan küçük taktik hedefli operasyonlardan öteye geçmez ve beklenen faydayı da vermez. Bakının ABD’nin Irak askeri harekatının siyasi hedefine ‘kuzeyde Barzani devletini kurmak, güneyde Şii-Sünni ekseninde ülkeyi parçalamak’. Bakını Suriye harekatının siyasi hedefine ‘Fırat’ın doğusunda yeni bir Barzani devletini kurmak ve bunu da Suriye anayasasıyla garanti altına almak. BOP Projesi de dedikleri de bu zaten.

SİYASİ HEDEF NEDİR
Bir hükümetin Meclis’ten yetki alarak yurtdışına asker gönderme kararı ya da günümüz deyişiyle ‘sınır ötesi operasyon’ askeri değil, siyasi bir karardır. Dış politik güçlerini ve diplomatik kanalları kullanarak siyasi hedeflerine ulaşamayan bir hükümet, son noktada bu siyasi hedefleri elde edebilmek için savaşı göze alabilir ve yurt dışında bir askeri bir operasyon yapılmasına karar verebilir; bu doğaldır. Asker Meclis kanalıyla hükümetin emrindedir ve bu harekatı yapmakla zaten mükelleftir; bu da işin doğasında vardır.

SİYASİ İKTİDARLAR SİYASİ HEDEFİ VERMEKTE ZORLANIYOR
Asker ve hükümet arasındaki sorun da tam bu noktada başlar; yurt dışında yapılacak askeri operasyonun maksadı ne olacaktır, asker olası bir yurt dışı harekatında neyi hedefleyecektir?

İşte askerin hedeflerini belirleyebilmesi için, öncelikle siyasi hedefin ne olduğunu bilmesi gerekir; harekatı buna göre planlayacaktır. Bu siyasi hedefi bildirmesi gereken de hükümettir. 1991 Irak krizinin geldiği aşamaya bakıldığında, Türkiye’nin ulusal çıkarlarının korunması anlamında siyasi hedefleri ne olabilirdi: ‘PKK terörünün Irak ayağının yok edilmesi; Barzani’nin Kürt devleti yapısının kırılması; Musul ve Kerkük’teki Türkmenlerin yerel ve merkezi yönetiminde söz sahibi olmasının sağlanması…’
Bu krize uluslararası boyutta bakıldığında, hükümetin bir başka siyasi hedefinin de Kuveyt işgalinin sona erdirilmesi olduğu açıkça görülür.

GENELKURMAY BAŞKANI TORUMTAY BU YÜZDEN İSTİFA ETTİ
Yine aynı pencereden 1991 Körfez krizine bakıldığında Turgut Özal’ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay’a şöyle bir siyasi direktifi vermesi gerekiyordu; ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Irak krizinin çözümü ve bu amaçla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullanılması durumunda elde edilmesi gereken siyasi hedefleri şunlardır; PKK, Barzani, Musul ve Kerkük, Saddam…’
Bunun bir anlamı da şudur; Türk Ordusu bu siyasi hedeflere ulaşıncaya kadar harekatı sonlandırmayacaktır. Artık iş askerindir; vazife, dost ve düşman durumu, arazi ve elde mevcut kuvvetler dikkate alınarak harekat planı hazırlayacak ve harekete geçecektir…

SİYASİ İKTİDARLAR TÜRK ORDUSUNU KAPIKULU ASKERİ GİBİ KULLANMAK İSTİYOR
İşte Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay’ın istifası altında yatan neden budur; asker kullanımına karar veren hükümet orduya siyasi direktifini vermemiştir.
Yani?.. Yani Özal siyasi direktif vermemekle, Türk ordusunu Irak kriz yönetiminde bir ‘kapıkulu’ mantığında kullanmaya çalışmıştır. Hatırlayalım, Alptemuçin Torumtay sonrası için ne demişti; ‘Zaten Politik Karar Metni’nin gerekleri de yeni Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş tarafından yerine getirildi. Yani savaşa girmek ya da girmemek konusunda herhangi bir tartışma da olmadı.’

Özal sonrası başbakan olan Çiller’le çalışan Orgeneral Doğan Güreş’in şöyle dediği de kaydedilmişti; ‘O şak diye emrediyor, ben tak diye yapıyorum’.
Yani?
Yani Özal, Irak krizinde hem Dışişleri Bakanı’nı hem de Genelkurmay Başkanı’nı saf dışı bırakmış; ABD Başkanı ile teke tek görüşerek Türkiye’nin bu krizdeki politik tavrını tel başına tayin etmiş; Türk Ordusu ve Türkiye’nin güçlerini ABD’ye tahsis etmiştir.

Tıpkısının aynısı 2003 Körfez Savaşı’nda yalanmış, bu kez Erdoğan Özal’ın bu yolunu aynen izleyerek yine Türk Ordusuna siyasi direktif vermemiştir. Bugün Pençe 1-2-3 sınır ötesi harekatlarına bakıldığında da durum aynıdır, siyasi hedefi yoktur, dolayısıyla küçük taktik hedefli bir operasyondan öteye geçememektedir. Bu nedenle de bir türlü kesin sonuç alınmamaktadır.

ABD’NİN ÇIKARLARIYLA TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARI BİRBİRİNE TERS AMA AYNI YOLDA GİDİYOR
İşin gerçeğinde gerek dün gerek bugünkü siyasi iktidarların siyasi hedef vermesi de mümkün değildir çünkü hem ABD ile müttefik olacaksın hem de Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunacaksın, böyle bir şey yok.

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ